Kurdun kurt olması, tavşanın tavşan, solucanın da solucan olmasına sözüm yok; bunların ruhu karanlık ve zayıftır, itaatkardırlar, ama sen insan evladı, sen kendini Tanrı ve Şeytan yerine koymuşsun! Tanrı ve Şeytan senin şu daracık, kokan hücrende nasıl korkunçlukla çürüyüp birbirine karışıyorlar! Tanrı dişlerini gırtlağa geçirip kan içen bir kurt! Şeytan ise kulaklarını kambur sırtının üzerine yatırmış bir tavşan!
"Yalnızlığım çok büyük, çok derin olduğu için oynuyorum; yalnızlığımın dipsizliğinden korkuyorum! Kendimi karanlık bir uçurumun kenarında buldum; aşağı habire sözlükler atıp duruyorum; nasıl da ağır sözcükler, ama düştüklerinde en ufak bir ses gelmiyor. O uçuruma kahkahalar, tehditler ve gözyaşları atıyorum."
Ne zaman elime bir polis copu alıp kafamın içindeki kargaşaya düzen vermem gerekse, elim ayağıma dolaşıyor: Olgular sağa! Fikirler sola! Duygular, siz de bir adım geriye! - Yolu açın, yüce Bilinç hazretleri geçecek; gerçi koltuk değneklerinden zar zor adım atmakta, ama olsun. Yoksa olmaz! Yoksa isyan, gürültü, karmaşa ve kaos çıkar. O yüzden, herkes hizaya!