Bir bakıma medrese eğitimi görüp ilmiyye sınıfına girmek, Anadolu ve Rumeli'nin Türk çocukları için toplumsal tırmanmanın tek yoluydu. Öte yandan ilmiyye sınıfı çok çabuk kastlaşmış. Kapalı bir gruba dönüşmüştü. Babadan dededen bu sınıfın üyesi olmayan bir genç için yükselmek cendereden geçmekten farksızdı.
Fransa'da; Leipzig, Frankfurt, Nürnberg ve başka alman ticaret kentlerinin çevresinde mevcut olduğu gibi tablo benzeri bahçeler bulmak pek mümkün değildir. Bağımsız kontlukta insan arazisi üzerine ne kadar çok taş yığarsa, vatandaşlarının gözünde o kadar çok yükselir.
Eski Bisontium'un asil vatandaşları, sıradan insanlar gibi konuşuyorlardı. Sefere çıkan yabaniler gibi bağırıp çağırıyorlardı. Julian kımıldamadan yerinde duruyordu. Demek ilçenin merkezi olan Besançon buydu! Ne ihtişam, ne şâşâ.
"Şeref sözünüz mü? Burada böyle bir şey yok." dedi. "Bu fazlasıyla dünyevi bir husus. Dünya çocuklarının kendini beğenmiş şerefi, insanı onca günaha ve hatta sık sık suçlara yöneltir."