“İnsan neden kendi kendinden nefret eder?” “Korkaklık belki de. Ya da hiç yakanı bırakmayan yanılmak korkusu, başkalarının senden beklediklerini gerçekleştirememek korkusu. Birkaç dakika önce mutluydum, ölüme mahküm olduğumu unutmuştum. Derken hatırladım, çok korktum.”
Veronika, her şeyden nefret ediyordu ya, en çok da yaşamını sürdürmüş olduğu biçimden, içinde barındırdığı yüzlerce Veronika'yı keşfetmeye zahmet etmeyişinden tiksiniyordu. Oysa orada kimbilir ne ilginç, ne meraklı, ne cesur, ne küstah, ne deli kızlar duruyordu.
Hastanenin suçu değildi bu; dünyanın dört bir yanındaki hastanelerin hiçbirinin suçu değildi; yeniden uyum sağlama sorunu her yerde aynıydı.
Tıpkı hapishanelerin hiçbir mahkümu düzeltemedikleri -yalnızca onlara yeni yeni suç yöntemleri öğretebildikleri- gibi, hastaneler de hastaları tümüyle gerçekdışı bir dünyaya alıştırırlardı, çünkü buralarda her şeyi yapabilir, davranışlarının sorumluluğunu almak zorunda kalmazlardı.