Ensar Yazıcı

Ensar Yazıcı
@Ediath
23 yaşında fizyoterapi mezunuyum. Fantastik ve korku türü kitapları okumayı severim. Amatör yazarlık yapıyorum.
Sonunda Başarabildim!
Puan vermedi·390 syf.··
2025 2. kitabı
·
79 günde okudu
·
Okunma: 26 Mart 2025 11:30
"Milena'ya Mektuplar" adlı başlığı görünce "Herhalde hikayenin ismi öyledir" diye düşünmüştüm. Sadece mektuplardan oluşan bir kitabının dünya klasiklerine gireceğini hiç düşünmemiştim. Kafka hakkında da neredeyse hiçbir şey bilmiyordum. Tamamen fantastik ve korku edebiyatı okuyan ben, romantizm konulu şeyler yazanlara yabancıydım. Tek bildiğim kızların Kafka'nın eserlerini baya bir seviyor olduğuydu. Kitabı okumaya başlayınca tamamen Milena'ya yazılan mektuplardan oluştuğunu görünce hayal kırıklığına uğradığımı anlamışsınızdır herhalde. Çok fazla sıkılmıştım, iki kişinin arasındaki aşkı bitmek bilmeyen benzetmelerle, betimlemelerle ve iltifat cümleleriyle okumak beni baya bir bezdirmişti. Hatta sonlara yaklaştıkça "Sanırım bu kitabı hiçbir zaman bitiremeyeceğim" diye bile düşünmüştüm. Allah'tan sonlarda biraz dram falan oluyor, olaylar gelişiyor okurken zevk alıyorsunuz. Başı ve ortası çok sıkıcıydı, son 50 sayfası ise nispeten daha sürükleyici ve iyiydi. Eğer ki benim gibi saf mektuplardan oluşan ve her sayfada dünya görüşlerini uzun uzadıya anlatan eserleri sevmiyorsanız önermem, ama romantizm içeren en ufak bir şeyi seviyorsanız eğer bu kitaptan baya bir mutlu ayrılırsınız. Romantizm dışında başka bir şey yok çünkü.
Aşk
Milena'ya MektuplarFranz Kafka · Olympia Yayınları · 201665,8bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Üzdün beni Poe abi..
Puan vermedi·272 syf.··
2025 1. kitabı
·
197 günde okudu
·
Okunma: 06 Ocak 2025 14:01
Arthur Gordon Pym'in öyküsünün yanında bu kitabı maalesef beğenemedim. En sevdiğim ilk 10 kitaba rahatlıkla sokabileceğim Arthur Gordon Pym'in öyküsü, Edgar Allen Poe'nun anlatım tarzına ve gizemli tarafına beni hayran bırakmıştı. Yazarın yazdığı her türlü şeyi okumak istiyordum (evet şiirlerden nefret etmeme rağmen buna onlar bile dahildi). Sonra elime bu kitap geçti ve heyecanla içini karıştırdım. Bir sürü küçük yan hikayelerden oluşuyordu ve acaba her biri Arthur Gordon Pym'in öyküsü gibi sürükleyici ise kim bilir bu kitap ilk 5'e bile girer diye düşünüyordum içimden. Ne yazık ki ilk 5'i geçtim. İlk 50'ye bile giremeyecek bir kitaptı.. Bir Haftada Üç Pazar adlı kitabı bitirmem aylar sürdü. Ufak yan hikayeleri seveceğimi düşünüyordum ama yanılmışım. Arthur Gordon öyküsünde kitap uzun ve sürükleyici bir yapısı vardı. İlerisinde neler olacağını kitabın başında kestiremiyordunuz çünkü o kadar yeni olaylar meydana geliyor ve gelişiyordu ki sizin yaptığınız tek şey bu akışa kendinizi kaptırmanızdı. Bu kısa hikayelerde ise ilk sayfayı okuduktan sonra sonraki sayfada hikayenin nasıl biteceğini hemen kestirebiliyorsunuz. Bunun sebebi çok belli. Hikayelerin oldukça kısa olması. Yeni olaylar meydana gelmediğinden ve hep aynı senaryo eşliğinde ilerlediğinden günün sonunda aşağı yukarı öykünün nasıl biteceğini anlayabiliyorsunuz ve bunu her küçük hikayelerde deneyimlemek canımı oldukça sıktı. İkinci beğenmediğim nokta ise hikayelerin mantık olarak tutarsızlığı idi. Bazı hikayelerin mantıklı bitmesini istersiniz. Realist demiyorum, mantıklı diyorum. Akla uygun bir şekilde son bulması okuyucu daha mutlu eder. Arthur Gordon Pym'in finali tamamen okuyucuya bırakılmıştı mesela. İsteyen finale kendi anlamını katıp bitirebilirdi. İsteyen başka bir anlam katıp hikayeye nokta
Korku-Gerilim
Bir Haftada Üç PazarEdgar Allan Poe · Ren Kitap · 2019471 okunma
Puan vermedi·600 syf.··
Beğendi
·
2024 18. kitabı
·
44 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2024 11:28
Küçükken oyununu görmüştüm. Kötü bilgisayarımda kasarak açılabiliyordu. Lakin oyunun başlarında sıkılmış ve içime bir daraltı gelmişti. Oyunun atmosferi çok ciddi duruyordu. O yaşlarda korku oyunları bitirmiş olan ben bile oyunun bu atmosferine katlanamayıp başlarda bırakmıştım. Seneler sonrasında abim kitabını aldı ve eve getirdi. İlk bakışmamız pek iyi değildi. "Oha 600 sayfalık kitap!" demiştim :D Çok üşenmiştim ve oyununu da hatırlayınca kitabın ne kadar çok detay barındırabileceğini düşünüp okumamıştım. Aradan bir kaç sene daha geçti ve abim evlenip evimizden bazı kitapları peşinde götürdü. Metro'da bu kitaplardan biriydi. Bir şeyin varlığı sizde olmadığı zaman anlaşılır. Metro'da evimden gittiği andan beri aklımda olan ve okumak istediğim bir kitap haline gelmişti. Abime yazıp yazın bize geleceği vakit kitabı getirmesini istedim. O da kırmayıp Metro'yla beraber aklımda ne kadar kitap kaldıysa hepsini geri getirdi. Böylelikle okumaya başladım Metro'yu. Kitap 20 bölümden oluşuyor. Her bir bölüme bir gün ayırsam totalde 20 güne bitiririm diye düşündüm. Lakin düşüncelerim hatalı çıkacak olacak ki kitabı bitirmem bir buçuk ayımı aldı. Üniversite'deki vizelerim, spor hayatım ve geçirdiğim kötü ilişkiden dolayı kitabı bir bıraktım bir tekrar başladım. Hayatımla beraber devam eden bir öykü olduğu için, cidden yeri bende ayrı olan bir kitap oldu. Korktuğumuz senaryo başımıza geldiği bir evrende geçiyor Metro. Bütün ülkeler elindeki son atom bombasına kalıncaya kadar kullanmış, neticede yaşamın imkansızlaştığı bir dünya kalmıştır. Savaş sırasında içlerinden bazı şanslı kişiler metrolara sığınmış, radyasyonun yıkıcı etkisinden böylece korunmaya çalışmışlardır. Ana karakterimiz Artyom, canavarlaşmış insanların istasyonlarına devamlı olan saldırıları sonucu yardım istemek
Metro 2033Dmitry Glukhovsky · Panama Yayıncılık · 20212,513 okunma
Saf depresifliğin dışavurum hali
Puan vermedi·140 syf.··
Beğendi
·
2024 17. kitabı
Rus edebiyatının depresifliği, kişinin devamlı yalnızlığı ve fakirliğiyle insanlardan tamamen soyutlanmış bir yaşam sürmesi... her zaman ilgimi çekmiştir. Bu tür eserlerde hep karakterin sonlara doğru çok iyi yerlere geleceğini, mükemmel işler başaracağını hayal ederim. Her zaman da bu hayalim içimde kalır çünkü Rus Edebiyatı distopyasının hatları o kadar keskindir ki buna farklı bir kurgu eklemek cahillik olur. Kitabın ilk yarısını maalesef sevemedim. Karakterin depresifliği saf bir şekilde okuyucuya aktarılıyor ve bu dıştan güzel gözükse de içten bence öyle değil. Devamlı devamlı aynı psikolojik sıkıntıların farklı örneklerle betimlenmesini görmek bir süreden sonra beni baya sıktı. Ama o diğer yarısı yok mu... Diğer yarısı gerçekten güzeldi. Sevmediği okul arkadaşlarıyla sırf gururu yüzünden buluşması ve onlarla aynı statüde olduğunu kanıtlamak için yaptığı garip hareketler bana kendimi hatırlattı. Kitabın o kısımlarını okurken sanki yakın geçmişteki beni görüyordum. Dostoyevski işte böyle okuyucuyu gerçekten hikayesine çekebiliyor. Finalini de beğenmiştim (tam olarak ne oluyor hatırlamıyorum ama kitaptan mutlu ayrıldığımı hatırlıyorum). İlk yarısından sıkılıp, ikinci yarısında bu kadar beğenebildiğim tek kitap olmuştur yeraltından notlar... Öneririm.
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,5bin okunma
Pervâneoğulları diye beylik varmış
Puan vermedi·232 syf.··
2024 16. kitabı
Lisedeyken Tarih hocamızın zorla aldırttığı bir kitaptı. Sınav olacaktık ve gerek tasarımı gerekse okuduğum okulun ve hocamın aşırı muhafazakar olması dolasıyla kitabı ilk başta almadım. Sonra baktım ki hoca teker teker kitap kontrolü yapıyor ve almayanı velisine söyleyip bir güzel azarlıyor mecbur almak durumunda kaldım. Sadece aldığımı söylüyorum çünkü kitabı o zamanlarda hiç okumadım ve sözlüden kafama göre bir şeyler yazıp dersten kalmamaya çalıştım. Peki ya niye bu kadar önyargılıydım ? Lisedeyken neredeyse hiç bir yeni akımla tanışmamıştım. Tek gördüğüm ortam az önce de dediğim gibi muhafazakar kesim ortamıydı. Az çok tarih bilgim vardı. Başka kesimden olan arkadaşlarımın tarih bilgisi ile benimkime baktığım zaman ne solcu ne de sağcı olmanın bana hiçbir yarar vermeyeceğini anladım. Böylelikle Osmanlı Tarihini ya da Cumhuriyet tarihinde olmamış bir şeyleri sanki olmuş gibi anlatan yazarlara ve kitaplara karşı kendimce bir uzaklaştırma aldım. Tabii o zamanlarda 17 yaşındaydım ve önyargımın yanlış olduğunu anlamam anca 20'li yaşlarımı buldu. Neticede bu kitabı "aşırı sağcı" bulup okumadım. Okuduğumdaysa artık bu tür düşüncelerden uzaklaşmış, "Kitap okumak içindir" anlayışına sahip olmuştum. İsterse solcu isterse sağcı olsun, bu kitap benim evime geldiyse eğer okunacaktı. Bu kadar giriş cümlesinden sonra kitapla ilgili çok şey hatırlamadığımı söylesem umarım bana küfretmezsiniz :D Bir gün her zamanki gibi kütüphaneme bakarken gördüğüm ve alıp bitirdiğim kitaptı. O zamanlarda roman çok okuduğumdan bir kaçış yolu arıyordum ve Ertuğrul'un Ocağı gözüme ufak bir hikaye kitabı gibi gözükmüştü. Bir kaç güne de bitirmiştim. Yazarımızın verdiği tarihi bilgilerin doğruluğunu yüzde yüz bilemeyiz. Lakin kaynak belirtmesi hoş bir detay olmuş. Bazı Osmanlı tarihi adı altında
Kayı 1: Ertuğrul'un OcağıAhmet Şimşirgil · Timaş Yayınları · 20133,358 okunma