Cumhuriyet 100.yaşını kutlamaya hazırlanırken, şu nacizane dünyada 25 yaşıma bastım bugün. Nitekim hayata tutunma nedenimi fark ettiğim 18 yaşımdan beri yaşadığımı hissediyorum. Yazma eylemine hayran kaldığım o ilk yaş... Bana zamanın akışını unutturan bu eylem, sahip olduğum en değerli şeylerden biri.
Çok fazla insan tanıdım, kendilerini elit olarak nitelendirenle lüks yerlerde de oturdum, getto'da abilerden dayaklar da yedim. Bu kişilerin kimisinin cebi parayla doluyken kimisinin de cepleri delikti. Fakat paylaştıkları şey ortaktı: bilinmezlik... Şunu öğrendim ki eğer bir insan tutkusunun farkında değilse geçen yılların bir önemi olmuyor. Eğer kendini gerçekleştirdiğini hissettiği bir tutkuya sahipse de zaman duruyor ve kendini keşfettiği yaşta kalıyor. Şimdi hayatıma baktığımda, bana hiçbir maddi kazancı olmamasına, kafamı yastığa koyduğumda gelecek kaygısı yaşıyor olmama rağmen 18 yaşındaki ben gibi aynı yazma isteği ve arzusuna sahibim.
Hayatta kendimi en şanslı hissettiğim zaman dilimiyse her sene cumhuriyete bu kadar yakın doğduğumu biliyor olmak.
Umarım bu satırları okuyan sizler de tutkunuzun farkında olarak ya da bu vesileyle Cumhuriyetin ikinci yüzyılına girersiniz.