Yazmak için kabaran iştahını şu boş sayfalardan her gün üç beş tanesini doldurarak bastır öyleyse! Böylece içinin sesini, isteklerini, düşüncelerini, düşlerini; özleri doğrultusunda yola vur ve arkalarını bırakma sen de!...
Üzerimizdeki masmavi gökyüzüne kafamızdan ve kalbimizden, çok küçük bir damla sıçratarak bir anda karartabiliyoruz. Kurum yağdırabiliyoruz aşağıdan yukarıya. Sınırlarımızı kavrayıp görebilsek, yaralanmalarımızın nedenlerini ve iyileştirme yollarını da rahatça görebileceğiz. Bizlerse, daha çok sınırlarımızı bilmediğimiz için yaralanıyoruz. Sınır tanımadığımız için...
Tâhâ çok üzüyor beni. İlginç bir yapısı var. Ya çok etkilenip savruluyor ya da hiç etkilenmiyor ve kendini savurmak hoşuna gidiyor. Daha bu yaşta hayata karşı asi davranıyor. Bilmiyor ki hayata diklenecek insanlar, kendisinin yaşındayken yeterli donanımı ve birikimi elde etmek zorundalar.
Zihinsel, bedensel yorgunlukların ve sıkıntıların bizi ele geçirmesine imkân vermemeliyiz. Bu durumda. hiçbir işteki hayrı görmemiz mümkün değil. O sıkıntıların ve yorgunlukların önümüze yığdığı sisin kalın tabakasını delip geçen bir bakışa (ferasete) sahip olmamız gerekiyor.