(Kitap içeriğinden bahsediliyor olabilir.!)
edilgenblog.notion.site/Bir-Kitap-ki-nc...
"Kitaptan öğrendiğim ve hissettiğim şeyse sevginin gücü oldu aslında."
"Peki ben, hayatın gerçeklerine yeni bir ses getiremez miydim?"
edilgenblog.notion.site/zerine-D-nd-m-B...
Her şeyin anlamsız geldiği, bu anlamsızlığın içinde anlam arayan insanların bir muharrir üzerinden anlatılışını okuyoruz. Sıkışmışlığın insanı nasıl boğduğunu gözler önüne seriyor Peyami Safa. Muharririn ruhunun derinliklerinde geleneklere bağlı olduğunu ama aklıyla hareket ettiğinde bu geleneklerin ruha iyi gelmeyen taraflarını silip atmak istediğini, sildiği kısımları modernliğin yapıcılığıyla tamir etmek istediğini görüyoruz. Ama bir de içinden gelen karşı koyamadığı bir his var ki, ne ruhunun özlemini dinliyor ne de aklının kendisi ve insanlar için en uygun gördüğü yaşam biçimini uygulamasına izin veriyor. Bu his, düşününce, konfor alanı olarak adlandırılabilir gibi geliyor. Ne Mualla’ya içtenlikle evlenme teklif edebiliyor ne de Vildan’a evlenecek gözle bakabiliyor. Kendine ait bir hayatı var. kendine ait bir çalışma düzeni, arkadaş ortamı, eğlence anlayışı var. Hayatına bir başkasının sorumluluğu eklendiğinde yaşayacağı tereddütler onu korkutuyor ve bu tereddütlerden sıyrılamıyor. Aslında kalbinin istediği şeyler var, aklının gözlemlediği şeyler var, hepsini bir kenara itip keyfince yaşamak isteyen bir taraf var. Özelde muharririn, genelde herkesin kalbini dinleyip aklıyla düzeltmeleri yapıp, insanı hayatı boşvermeye yöneltebilecek olan o hissi mağlup etmesi gerekiyor.
edilgenblog.notion.site/Unuttuk-mu-140a...
"Bir şeyler bilmemek dokunuyor. Bilmediğinden vurulmaksa yüzüne acı acı çarpıyor. Yazar diyor ki; oraları bize unutturmaya çalışıyorlar. Bu sinsi oyunları bozmanın tek yolu bilmekten geçiyor. (Sayfa 8)"
edilgenblog.notion.site/M-CADELE-9c4989...
"Zulme uğrayanlar tarafından zulme uğrayan bir milletin çığlıkları bugünde yükseliyor gökyüzüne doğru. Ve ben unutmamalıyım mazlumların varlığını. Yüreğimde onlara da bir yer ayırmalıyım. Bilmeyişim bir suç olarak tıkamamalı önümü. Aksine elimden tutmalı, bilmeye götürmeli beni. Utanıyorum da tabii. Bilmemenin sancısı kaplıyor bazen her yanımı. Boğuluyorum karanlık sularda. Ama öğrenmek adeta bir cankurtaran simidi gibi. Sadece ona tutunmak için birkaç kulaç atmalıyım. Kulaç atmak zor. Su yutmak, nefessiz kalmak… Bazen de tâkâti kesiliyor insanın. Belki de suya bırakmalı kendini öyle zamanlarda. yorgun kollarla alabileceği mesafe sınırlıyken dinlendiğinde, durulduğunda daha güzel yol alır. Öğrenmenin iyileştirici bir gücü var. Tek mesele başlayabilmekte."
Limon AğacıSandy Tolan · Pegasus Yayıncılık · 20227,8bin okunma