Bugün Lotte’ye gidemedim, başımdan savamadığım insanlar bana engel oldu. Ne yapayım diye düşündüm. Uşağımı ona gönderdim, sırf bugün onu görmüş biri yakınımda olsun diye. Onu öyle bir sabırsızlıkla bekledim, öyle bir sevinçle karşıladım ki! Utanmasam tutup alnından öpecektim.
Güneşe çıkarılınca güneş ışınlarını çeken, gece olduğundaysa bir süre ışık veren Bologna taşından söz ederler. Uşak da benim için aynı şeydi. Lotte’nin bakışlarının onun yüzüne, onun yanaklarına, onun ceketinin düğmelerine ve yakasına değmiş olduğu duygusu benim için her şeyi öyle ilahi, öyle değerli kıldı ki! O an birisi bin taler verecek olsa, delikanlıyı yine de kimseye vermezdim. Onun gelmesiyle kendimi çok iyi hissettim. – Buna sakın gülme. Wilhelm, mutluysak, nedeni hayalet gölgeler değil mi?
Geçit vermez dağlardan, kimsenin ayak basmadığı ıssız yerlerden,meçhul okyanusun sonuna kadar Evreni Yaratan'ın ruhu esiyor ve o kendini hisseden ve yaşayan her toz zerresinden mutluluk duyuyor.
Kendime hâkim olmaya çalışıp çektiğim üzüntüyle alay ediyorum,zaten başka türlü olması olanaksız, ama durumu olduğu gibi kabullenmem gerek diye düşünebileceklerle daha fazla alay ediyorum.