Hayatının baharında toprağa verdiğin o insan,korkunç bir ölümcül hastalığa yakalanır,acınası bir bitkinlikle yatağında yatar,boş boş gökyüzüne bakar,solgun alnında ecel terleri birikir ve sen servetinin onu kurtaramayacağına dair o en derin teessürle hiçbir çabanın son yolculuğuna hazırlanan o cana bir nebze kuvvet veya bir cesaret kıvılcımı veremeyeceği düşüncesinin verdiği korkuyla kalakalırsın.
Biz insanlar güzel günlerin azlığından, kötü günlerinse çokluğundan sık sık yakınırız,bana kalırsa bu doğru bir bakış açısı değil. Tanrı’nın bize her gün sunduğu şeylerin tadını çıkaracak kadar kalbimizin kapıları açık olursa,başımıza gelen kötü şeylere katlanacak gücümüz olur.
Çocuklar gibi hiçbir şey dert etmeyenler, oyuncak bebeklerini oradan oraya dolaştıran, giydirip soyan ve büyük bir saygıyla amacının şekerli ciddiliğiyle çevresinde gezinen ve arzu ettikleri şeyi ele geçirip avunmalarını şişirerek yerken ‘daha,’ diye bağıranlar mutludur. Onlar mutlu yaratıklardır. Rezilce işlerle uğraşan ya da tutkularına muhteşem isimler takıp bunları insan soyunun derin yanılgısı hâline getirip sağlığı ve mutluluğu için devasa girişimler olarak görenler de mutlu. Ne mutlu böyle olabilene! Ama alçakgönüllülükle kabul etmeliyim, ben böyle değilim; her şeyin geçip gittiğini bilen, her insanın ne kadar mutlu olduğunu, mutsuz olmanın da yorulmadan sırtındaki yüke nefes nefese yolunda ilerlediğini, bu güneş ışığının bir dakikada daha fazla görmenin herkes'i aynı şekilde ilgilendirdiğini anlayan kişi – evet, o kişi de huzurludur; hem kendisinden bir dünya kurar, hem de bir insan olduğu için mutludur. Ayrıca ne kadar sınırlanırsa sınırlansın, bu zindanı ne zaman isterse o zaman terk edeceğini bildiği için yüreğinde her zaman tatlı bir özgürlük duygusu barındırır.
Çocukların bir şeyi niçin istediklerini bilmedikleri konusunda derin bilgi sahibi bütün öğretmenler ve eğitmenler hemfikir; fakat yetişkinler de çocuklar gibi bu dünyada oradan oraya sürükleniyorlar ve onlar gibi nereden gelip nereye gittiklerini bilmiyorlar,onlar gibi gerçek amaçlar doğrultusunda hareket etmiyor ve onlar gibi bisküvi,pasta, yerine göre şeker, yerine göre sopayla yönetiliyorlar: Genellikle buna kimse inanmıyor ama bana göre bu çok açık bir şey.