Önce gülümseten sonra yavaş yavaş öldüren, önce ruhu okşayan sonra yaralı bırakan, önce güzel sözler söyleyen sonra yaptıkları ve yapmadıklarıyla pişman eden, önce hayal kurduran sonra dünyanızı başınıza yıkan ilişkilerden bahsediyorum. Sizin, adına aşk dediğiniz ama içindeki zehri hiç farkedemediğiniz ilişkiler.
Son saatimde seni çağırıyorum. Sen adımı ve kim olduğumu öğrenmeden giriyorum. Ölümüm kolay oluyor, çünkü uzaklardaki sen onu duymuyorsun. Ölümümün sana acı vereceğini bilseydim göze almazdım.
İlk andan itibaren içten yakınlığıyla bende güvenilir biri izlenimini uyandırdın. Sen o akşam, lokanta masasında bana böyle davranmamış olsan da, beni tüm benliğim ve isteğimle kazanırdın. Fakat sen beş yıllık çocuksu bekleyişimi düş kırıklığına uğratmamakla ne büyük bir şey gerçekleştirmiş olduğunu bilemezsin!