Hülyadan kaçardı; kaçmadığı zaman da üstünde, "Ma solitude, mon hermitage, mon repos" (Yalnızlığım, inzivam, huzurum) yazılı bir mağaraya girdiğini, içinden saat kaçı kaç geçe çıkacağını bilirdi.
Istırabına sabırla katlanırdı, çünkü nedenini başkaların da değil, kendinde arardı. Sevinçleri de yoldan çiçek toplar gibi koparır ve daha solmadan atardı; böylece her zevkin dibindeki acı tortuyu tatmazdı.