Efe Arslanbaş

Efe Arslanbaş
@Efearslanbas
Gecemin sessiz isyanı
Gecenin sessizliği, bazen kulağıma çığlık çığlığa gelir. Gökyüzü simsiyah bir perde gibi uzanırken, yıldızlar sanki sessiz bir mahkeme kurulmuş gibi pırıl pırıl bakarlar. Hiçbir şey söylemezler ama varlıkları bile insana bir isyan fısıldar. Gece, gündüzün altında ezilen her şeyin ayaklandığı bir vakittir. Gölgeler daha cesur olur, düşünceler daha gürültülü... Kelimeler zihnimde yankılanır ama dudaklarım kıpırdamaz. Sessiz bir devrim gibidir bu; bağırmadan, yıkmadan, sadece var olarak baş kaldırır. Gecenin karanlığına inat, hayallerim birer birer aydınlanır. Neden sustuklarını bilirim. Çünkü gece konuşmaz; sadece dinler. Efe arslanbaş
Duygu ve Düşünce
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Dilsiz melodi
Ama bir de melodi var. O sessizlikte, en derinlerden gelen bir ezgi... Belki de yıldızların birbirine fısıldadığı kadim bir şarkıdır bu. Belki de rüzgarın ağaç dallarını uykusuzca sallarken mırıldandığı bir ninni. Ne olduğunu tam bilemem ama her duyduğumda içimde bir şeyler değişir. Bu melodi öyle sessizdir ki duyabilmek için yalnız kalman gerekir. Kalbinin atışını bile bastırıp, kulağını gecenin derinliklerine çevirmen gerekir. Bazen hüzünlüdür, bazen umut dolu. Ama her seferinde insana yaşadığını hissettirir. Gecenin sessiz isyanı ve melodisi, aslında bir bütün. Birbirine karışan, ama asla birbirini bozmayan bir harmoni... Bu karanlıkta, bu huzursuz uyumda, ben bir sanatçı olarak var oluyorum. Çünkü biliyorum, en güzel eserler sessizlikten gelir Efearslanbaş
Duygu ve Düşünce
Uyuyabilen herkese iyi geceler
Geceler... Sanki bir ressamın tamamlanmamış tuvali gibi. Herkesin fırçasını bırakıp gittiği, bana kalmış bir boşluk. Herkes uykuya dalınca, zihnimde melodiler yankılanıyor. Bazen bir kemanın inleyen sesi, bazen piyano tuşlarında gezinirken yarıda bırakılmış bir melodi. Bu melodiler beni uyutmuyor; tam aksine, her notası beni sorgulamaya, hissetmeye, düşünmeye zorluyor. Uyuyamıyorum çünkü zihnimde eksik bir senfoni var. Tıpkı Beethoven’ın dokuzuncu senfonisi gibi, ama benimkisi tamamlanmayı bekliyor. Kendi notalarımı yazmak istiyorum ama kelimeler yetmiyor. Gecenin sessizliği bir tuval oluyor, ben de hayallerimi boyuyorum. Ama hiçbir fırça darbesi yeterince doğru hissettirmiyor. Bazen Van Gogh'un "Yıldızlı Gece" tablosunu hatırlıyorum. Gökyüzünde dönen yıldızlar, sonsuz bir dansın parçası gibi. Bu dansı duyabiliyorum. Ama işte, o dansı kağıda dökmek için kelimeler yetmiyor, sesler yetersiz kalıyor. Sanki gece, yaratıcı olma baskısıyla üzerime çöküyor. Uyuyamıyorum çünkü sanatla dolup taşıyorum. Her sessizlikte, bir müzik sesi duyuyorum. Her karanlıkta bir hikaye beliriyor. Uyuyamıyorum çünkü dünya bana daha fazlasını anlatmam için bir yükümlülük yüklüyor. Geceler yaratmak için var, uyumak için değil. Ama o yaratım da huzur getirmiyor; eksik kalan her detay, içimde bir çığlık gibi yankılanıyor. Belki de uyuyamıyorum çünkü gece, insanın maskesini çıkarıp en çıplak haliyle karşısına geçtiği bir aynadır. O aynaya baktığımda, sadece geçmişimi değil, yarım kalmış sanat eserlerimi, söylenmemiş şarkılarımı, anlatılmamış hikayelerimi görüyorum. Bu yüzden geceler bana huzur değil, bir meydan okuma sunuyor. Yaratmaya çalışırken kayboluyorum, ama belki de kaybolmak, bulunmanın ilk adımıdır. Efe Arslanbaş
Edebiyat