Bu bakımdan tasavvufun en büyük mücâdelesi Rabbine karşı nefse haddini bildirmektir. Zira ibadet hâlinde dahî kendini beğenir, başkalanın noksanlıklarına takılarak dolaylı yoldan kendini üstün görür.
Ömer bin Azîz buyuru ki :
"Haramlar bir ateşdir. Ona ancak kalbi ölü olan uzatır. Eğer el uzatanlar diri olsalardı o ateşin acısını muhakkak duyarlardı."
Demek ki müminler olarak Rabimizi zikretme vazifemiz, sadece namaz kılmaktan ibâret değildir. Namazdaki Allah şurunu namazdan sonrada devam ettirmek gerekiyor.