Onda zaten çok “şahsilik” vardı, çok “kendi”ydi. Eserleri okuma tarzı bile kendisinindi: Kitabı önce toptan, sonra tenkit ederek okur, dördüncü okuyuşta intihaplarını yapardı: Az eseri çok okurdu.
Artık karar verdim: Bu adamın hayalimde uydurduğum aczlerine acımaktan vazgeçip tuhaf bir mahviyetle benden gizlediği kıymetlerinden istifadeye bakmak.
Bir de benim Akif'im var. Bu Akif hayatımın 33 senesidir. Bu 33 senede o, bir tek defa bayağı olmadı. Onun iç yüzüne baktığım vakit gökyüzüne, denize bakar gibi ferahlardım. Sonra onun 63 senelik hayatını öğrendim; bu ne berrak 63 senedir, siyah ve pis tek bir dakikası yoktur.