Mesut Gökçe

Mesut Gökçe
@Ehrimen1
İster misiniz öylesine yumuşayım, sevecen olayım ki öylesine hani, erkek değil de pantolonlu bir bulut desinler bu! İnanmıyorum çiçekli Nice diye bir yerin var olduğuna! Benimle göklere çıkarılacaktır yeniden hastane gibi bayatlamış erkekler, ve atasözleri gibi yıpranmış kadınlar Vladimir MAYAKOVSKI / Pantolonlu Bulut'tan bir kesit.
Şiir
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Pencereler Konstantinos Kavafis Boş günlerde geçirdiğim bu karanlık odalarda dönenip duruyorum pencereleri bulmak için. Öyle rahatlayacağım ki bir pencere açılsa Ama bir türlü ortaya çıkmıyor pencereler Ya ben bulamıyorum onları. Belki de Bulamamam daha iyi. Belki başka işkence olacak ışık Kim bilir neler çıkaracak karşıma
Şiir
Merdivenlerde Konstantinos Kavafis Ben o onursuz basamakları inerken sen kapıdan giriyordun; ilk kez yüzünü gördüm bir an, sen de beni. Saklandım hemen görmeyesin diye, aceleyle geçtin yüzünü gizleyerek O bayağı eve girdin süzülürcesine ama bulmamış olmalısın hedonizmi sen de benim gibi. Sana verebilirdim oysa aradığın aşkı; bunu yorgun ve kuşkulu gözlerin söylüyordu, aradığım aşkı verebilirdin bana. Hissetti ve aradı birbirini bedenlerimiz anladı bunu kanımız ve tenimiz Ama ikimiz de saklandık, tedirgin
Şiir
Sonsuzluğu Gördüm Ormanda Yorgos Seferis Ormanda bir cesedi çiğneyerek Sonsuzluğun bana doğru geldiğini gördüm. Tutuştu an dirildiğinde herkes, Gülümsedi yıldızlar Ve doğruldu deniz yüreğin nabzı gibi. Sonra göründü sonsuzluk, Bir Yunan fistanı giymişti. Çeviren: İsmail Haydar Aksoy
İlk Buluşmalar Birlikte olduğumuz her an bir şölendi, newroz şenlikleri gibi, koca dünyada bitek ikimize. Sen pervasız ve hafiftin kuş kanadından bile, bir rüzgar gibi inerdin merdivenlerden ikişer ikişer aşıp basamakları, bir çırpıda nemli leylakların arasından kendi topraklarına alırdın beni, aynanın öte yanına. Gece olunca haz bahşedilirdi bize açılırdı kutsal kapıları tapınağın karanlıkta ışıldar, ağır ağır aramıza uzanırdı çıplaklığımız. Uyanınca varlığına şükrederdim, yine de bilirdim minnettarlığımın karşılıksız kalacağını. Sen uyurdun ve o göksel mavilikleriyle okşayabilmek için kirpiklerini, masadan üzerine eğilirdi leylaklar, o mavilikle okşanan kirpiklerin dingin olurlardı ve ellerin hep sıcaktılar. Nehirler çağıldardı elindeki kadehin içinde, dağların başı dumanlanırdı, yakamoza boğulurdu denizler, sonra sen elinde o camdan atmosfer, tahtında uyuyakalırdın ve Aman Allahım!, sen yanımdaydın. Uyanırdın ve biçim alırdın, insanların her gün söylediği sözcüklerin,