Tanzimat dönemi, 'temel müesseseleri bozulmuş olan Osmanlı İmparatorluğu'nun yepyeni bir medeniyetle yükselen ve taarruza geçen Avrupa'nın ezici üstünlüğü karşısında yeniden teşkilatlanma teşebbüsünün kati bir safhası' diye nitelendirilir.
Fransız İhtilali ile birlikte ortaya çıkan laiklik, kilise-devlet ayrılığı gibi kavramlar, Osmanlı diplomatlarının ve devlet adamlarının eleştirilerine yol açmıştı.
İV. Mehmed döneminde iç karışıklıkların arttığı bir zamanda şeyhülislâmlik görevine getirilen Memikzade Mustafa Efendi'ye özellikle yeniçeriler bir 'yeniçeri ağasının' bile ondan daha iyi müftülük yapabileceğini söyleyerek tepki gösterince, Memikzade Mustafa Efendi on üç saatlik görev süresinin sonunda Meşihat Makamı'ndan uzaklaştırıldı.
.... bazı yabancı araştırmacıların Osmanlı Devleti'nde şeyhülislâmlik makamının kökenini Kanunî Sultan Süleyman dönemine tarihlendirmelerine neden olmuştu. Nitekim, bu araştırmacılardan biri olan W.H.Mc Neil, Kanuni Sultan Süleyman'ın imparatorluğun dini kurumlarını düzenlerken Sünni gelenekten ayrılıp Bizans'ın kilise teşkilatlanma modeline benzer bir çizgi izlediğini belirterek, bu hareketin nedenini, Osmanlı Devleti'nin meşruiyetine kafa tutan Safevilere bir yanıt verme çabası olarak açıklar.
Aşıkpaşazade, Orhan Gazi'nin imamının İshak Fakih olduğundan söz ederek, Osmanlı Devleti'nin kuruluş döneminde böyle bir makamın mevcut olduğunu bildirir.