Tatbik edilecek zahire yardımına göre, büyükler için 400 gram, 10 yaşından küçük olanlar için 300 gram un yardımı yapılacaktı. Bunun mümkün olmadığı durumlarda büyüklere 440 gram, küçüklere 330 gram buğday verilecekti.
I. Dünya Savaşı'na kadar en önemli göçler şöyle özetlenebilir: 1789-1800 yılları arasında 500 bin Tatar, Osmanlı topraklarına göçtü. 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı'nın ardından imzalanan Edirne Anlaşması sonrası gerçekleşen Kırım göçü, Anapa ve Poti Ruslar'a bırakılınca başladı. Üçüncü yoğun göç 1860-1864 yılları arasında gelen 400 bin Kırım Tatar'ının göçüydü. Tatar göçmenleri toplamda (1783-1922 arası) 1.8 milyona erişiyordu. 1859-1879 yılına kadar Kafkasyalı 2 milyon göçmenin ancak 1.5 milyonu Osmanlı topraklarına vardı. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonrası Balkanlar'dan Anadolu'ya tekrar yoğun göçler oldu. Balkanlar'dan 1.5 milyon kişi göç ederken yollarda 300 bin kişi öldü. Ve son olarak, 1912-1913 Balkan Savaşlarından sonra 640 bin kişi göç etti.
1850'den sonra Kafkasya'dan göçettirilen Çerkezlerden 175 bini Rumeli'ye yerleştirilmişti. Ancak bu muhacirler, Balkanlarda'ki milliyetçilerin tepkisini çekiyor ve iskan edildikleri yerlerinden çıkarılıyorlardı.
İttihat ve Terakki'nin örgütsel ve fiziksel dünyası Balkan etkisi taşıdığı gibi uygulayacağı sevk ve iskan politikasinda da bu etki çok net hissedilecekti. Balkan savaşı sonrası gelen muhacirlerin sayısı "memleketin asayiş ve inzibatını" bozacak derecede büyüktü. Bu sorunun çözümüne yönelik uygulamaya sokulan, gayrimüslimlerin yerinden edilmesi politikası, Edirne mebusu Mehmet Faik Bey tarafından şu sözlerle anlamlandırılacaktı: "biz tehciri komşularımızdan öğrendik."