Kızlar oldukça genç yaşlarda, daha on altısına basmadan evlendiriliyorlar. Evlendirme işi genellikle şöyle oluyor: Evlenme çağında oğlu olan bir ailenin çevresindekiler genç için uygun olduğunu düşündükleri kızı öneriyorlar. Oğlanın annesi kızı görmeye gidiyor ve eğer kız annenin hoşuna giderse gençler evlendiriliyorlar. Evlilik bu toplumda daha önce de resmi makamlar tarafından onaylanan bir işlem idi. Evlenmek isteyen taraflar kadının önünde ellerini Kuran'a basarak yemin etmekteydiler:
- Bu kızı alıyor musun?
- Evet.
- Bu adama varıyor musun?
- Evet
- Hırsız ve eşkıya da olsa evet diyor musun?
- Evet
Bu yanıtların ardından eldeki kimlik belgeleri takdim ediliyor ve evlilik nüfus dairesinde kayda geçiyordu. Elbette bu koşullarda evliliği belirleyen, karşılıklı sevgi ve cazibeden çok, başgöz eden kişinin prestiji ve kızın çeyizi oluyor. Nikahın ardından bir düğün yapılıyor ve erkek karısını ancak eğlenceden sonra görebiliyor. Peki ya kadın çirkin ve suratsız çıkarsa? O da o kadar önemli değildi, çünkü koca ilk üç gün içinde karısını hiçbir tazminat ödemeden babasının evine geri gönderebiliyordu.
Göçmenleri yerleştirme işi pratikte şöyle gerçekleşiyor: Göçmen komisyonunun bir görevlisi yerleştirilecek olan kafileyi alıp, merkezi olarak saptanan bölgeye bizzat götürüyor. Ama orada hassas ölçme işlerrıleri yapılmıyor. Ayrıca merkezi komisyon ülkenin uçsuz bucaksız toprakları hakkında yakın bilgi sahibi olmadığından, merkezi olarak tespit edilen topraklar bazen tarnn için elverişsiz, verimsiz ve çorak yöreler olabiliyor. Bu tür şanssız durumlarda zavallı muhacirler bir süre dayanmaya çalışıp sonra yeni yerleşim bölgeleri için tekrar yollara dökülüyorlar.
Muhacir (Balkan ülkelerinden ve Rusya'dan göçen insanlar için kullanıyorlar bu deyimi) hareketi Anadolu için son derece yararlı bir gelişme. Bir yandan ülkenin zaten çok düşük olan nüfus yoğunluğunun artmasını, öte yandan da çalışkan ve kültürel olarak kalkınmış katmanlarla ülkenin zenginlemesini sağlıyor. Muhacirler geldikleri ülkelerden kendileriyle beraber Anadolu'dakinden kesinlikle daha gelişmiş iş araçları ve kaliteli tohumluk getiriyorlar. Kısa süre içinde de yerleştikleri bölgeyi
kalkındırıyorlar. Tabii, koşulların elvermediği bölgelere yerleşmeleri de,
tamamen başarısızlığa uğramaları da söz konusu olabiliyor.
-Peki neden bu kadar çok subay emekli edildi? diye soruyorum.
- Çünkü Sultan Abdülhamid zamanında her ispiyoncu binbaşılığa, her
ajan generalliğe, hatta valilere rüşvet veren sıradan fırıncılar yüzbaşılığa getirildi! Çoğunluğu haksız olarak terfi ettirilen ve şimdi elli yaşlarındaki
bu subayların önemli bir kısmı emekliye sevk ediliyor. Tabii onlar bu durumu anlayışla karşılamıyorlar.
- Peki kadınların eğitimi nasıl?
- Ne yazık ki en geri olduğumuz konulardan biri de bu! Kız okullarımız da yok değil, ama son derece kısıtlı sayıda. Oysa Kuran'ın "Hayatta gerekli olan bilgiye ulaşınız" mesajı açık ve bu sadece erkeklere değil, kadın erkek tüm Müslümanlara yol gösteriyor. Toplumumuzda kadınların bu kadar geri konumda alınası Kuran'ın yarılış değcrlendirilmesindendir. Bugün artık toplumda çoğu kimse kız çocuklarım da okuonak, onları eşit kılmak istiyor.