Tanpınar, Batı'da romanın bile Hıristiyan dünyasında insanın kendini 'her an yoklama, derinleştirme terbiyesi'nden doğduğunu; buna karşılık Müslüman Doğu'nun 'psikolojik tecessüs'ü pek az tanıdığını, dolayısıyla insan ruhuyla çok az meşgul olduğunu söylemektedir.
Ataerkil sistemin hem kaynağı hem de temel meydan okuyucuları olarak kadınlar, hep kendilerine karşı konulması gerekenlerdir, özellikle cinsellikleri açısından.
Batı'da cinslerarası aşk, 12. Yüzyıl ile 13. Yüzyıl arasında keşfedilmiştir. Ancak, aşk gene de evliliğin dışında ortaya çıkıyordu, çünkü kadını kocasına değil, aşığına bağlıyordu.
Zaten kızlar bütün günahların kaynağı olan korkunç bir organa (klitoris) sahip olmakla daha baştan suçluydular; üstelik bu organ üreme için gerekli de değildi.