Eylül

"Daha önce de söylediğim gibi. O senden hoşlanmıyor. O kemiklerden hoşlanıyor. On yaşındayken gönlünü bir cesede kaptırdı," dedim. "Kiliti Kabir'de yatan soğuk müze eşyasına aşık. Bana o sürtük meybuzu anlatırken yüzündeki ifadeyi görmeliydin. Zaten görür görmez anladım. Bana hiç öyle bakmadı. Beni sevmesini istesem bile sevemez. Seni de sevemez. Denemez bile."
Sayfa 402·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
"Sen benden özür mü diliyorsun?" diye böğürdü. “Az önce benden özür mü diledin? Hayatımı seni yok etmekle geçirdiğim için üzgün olduğunu mu söyledin? Sen benim şamar kızımdın! Sana acı çektirdim çünkü bunu yapmak beni rahatlatıyordu! Şu anda varım çünkü annemle babam herkesi öldürüp seni akıl şaşırtıcı bir sefaletle dolu bir hayata sürdüler ve seni de kahrolası gözlerini kırpmadan öldürebilirlerdi! Bütün hayatını ölmediğin için pişman olmanı sağlamaya çalışarak geçirdim çünkü... ben ölmediğime pişmandım! Seni canlı canlı yedim ve sen de özür dilediğini söylemeye cüret ediyorsun ha?”
Harrowhark·Kitabı okudu
Gideon uzun kılıcını istiyordu ve bir de Harrow’u istiyordu.
İthaki·Kitabı okudu
“Ha-ha,” dedi Gideon, “ilk defa bana Gıcırtı demedin,” ve öldü.
Gideon Nav·Kitabı okudu
Gideon kendini, "Bana iyi davranmıştı," derken buldu. Çok yorgundu. Gerinerek eğilip ayak parmaklarına dokunup kanın başına hücum etmesini hissederek kendini uyandırmaya çalıştı "Düşünüyorum da yabancı olduğu için... Benim için zahmet etmesine gerek yoktu, bana zaman ayırmasına ya da ismimi hatırlamasına ama bunları yaptı. Lanet olsun, sen bana Magnus Quinn'den çok yabancıymışım gibi davranıyorsun ve ben seni hayatım boyunca tanıdım. Her neyse, bunun üstüne konuşmak istemiyorum."
Gideon Nav·Kitabı okudu
Reklam