“Dokuzuncu Gideon, hanemin birinci çiçeği,” dedi, “bizden çıkan en muhteşem kavalyesin. Sen bizim zaferimizsin. Hepimiz içinde en iyi olansın. Senin ölümbüyücün olmak benim için bir ayrıcalıktı.”
"Daha önce de söylediğim gibi. O senden hoşlanmıyor. O kemiklerden hoşlanıyor. On yaşındayken gönlünü bir cesede kaptırdı," dedim. "Kiliti Kabir'de yatan soğuk müze eşyasına aşık. Bana o sürtük meybuzu anlatırken yüzündeki ifadeyi görmeliydin. Zaten görür görmez anladım. Bana hiç öyle bakmadı. Beni sevmesini istesem bile sevemez. Seni de sevemez. Denemez bile."
Spoiler içerebilir
Bu kitap benim her şeyim. O kadar seviyorum ki bu kitabı. Ana karakterimiz Gideon inanılmaz komik, hani bu kadar komik olmayı nasıl öğrendi merak ediyorum. Dil ağır bence, okuması biraz zor fakat okumaya değer bir kitap çünkü bambaşka bir dünya ve bambaşka deneyimler.
Enemies to lovers at its finest… Harrow ve Gideon’ın birbirlerine durmak bilmeyen bitmek bilmeyen nefretleri, birbirlerine ettikleri küfürler… Uzun lafın kısası benim favori kitabım ve bir sürü harika karakterler içeren bir seri.