Nefes almak için pencereye değil de bir fotoğrafa koştuğunu fark edeceksin bir an. Bu yenilmişliğine en karanlık geceler şahit olacak. Göğüs kafesinde bir sızı, omzunda yanılgın ve kimsesizliğinle yeniden çıkacaksın sabaha.
Geceyi mağlup edemeyen, güneşten hesap soramaz, bilirsin.
Tutunacak dalının olup olmadığını öğrenmek için düşmen gerekecek ve düştüğün her yerde kimsenin ve herkesin sessizliğine şahit olacaksın. Sırtını yasladığın duvarlar yıkılacak. Yanılgıların seni vuracak.
Takılıp düşmekle, sırtını yaslamışken düşmek çok ayrı şeylerdir, bilirsin.
Saatlerce konuşmanın hiçbir şeye yaramadığını göreceksin bir gün. Umut kuşunu göğüs kafesinden kaçıracaklar ve sen duvarları yumruklanmış evlerin en tenhasında sol omzun-dan vuracaksın kendini. Seni anlamayacaklar, üşüyeceksin.
Cehennem insanın insanı anlamadığı yerdir, bilirsin.
Hayatımıza aldığımız her insan bize gökyüzünü gösteren o pencere olabilmeli. Çünkü bu hayat bana; birisinin durduk yere nefesini kesen derdi değil, nefessiz kaldığında hayata tutunmak için koştuğu pencere olmak gerektiğini öğretti. İnsan insana, her şeyden önce nefes veren o pencere olabilmeli. İnsan insana, dost, anne, baba arkadaş ya da sevgili olmadan önce, nefes aldığı o pencere olabilmeli.
Kendimi bu hayattan kurtarmaya karar verdim. Ne için mi? Anlayamazsınız, çünkü benim hissettiklerimi hissedemezsiniz. Duygularımı anlayıp, paylaşabilirsiniz bana merhamet gösterebilirsiniz ama acımı hissedebilir misiniz?
~Kirazın Tadı, Abbas Kiyarüstemi