Yalnız kalınca insanın avlusu gibi, kapı önü gibi oluyor o televizyon; oğlun, kızın, eşin, dostun, komşun, gelinin, torunun, her şeyin. Hepsinin yerine konmuş bir kara kutu, salona oturmuşlar, konuşup duruyor. Yalnız olanlar bilir, evladımız gibi bir şey televizyon bizim. O anlatıyor sen dinliyorsun.
Herkesi kıskanıyordum. Adaletsizliği kıskanıyordum. Sevginin size böyle boca edilirken, bana ve benim gibi pek çoklarına damla damla verilmesine dayanamıyordum.