“ Çocukken insanın çocukluk sınırlarına taşmasına izin verilmiyor. Oysa çocukken de dünyayı aynı gözlerle gördüğümü, aynı gözlerle, aynı düşünceyle, duygularla ve sezgilerle kavradığımı anlıyorum. Yollarım geçmesi ancak bu sezgileri, duyguları, düşünceleri, dünyaya bakan gözlerin algılamalarını çoğalttı, üst üste yığdı, dayanılmaz bir çiğ biçiminde büyüttü. “
“ Çocukluğumun yaz aylarındaki bazı günler çevreyi bürüyen o yırtıcı öldürücü aydınlığı anımsıyorum. Bu durgun kasabaların ışığı, o sessizliğin ışığı. Beni korkutan. O an, o yaz aylarının öldürücü parlak ışığından korktuğun anlar zaman zaman yineleniyor. Herhangi bir yerde. Sessizliğin derinliği ve ışığın uzantısının beni baskı altına alıp boğduğu anlarda. İşte o anlarda ölüyorum. “
“ Kendimi düşünüyorum, her zaman kaçtığım küçük burjuva duygularını, zorunlu zorunlu olarak katıldığım günlük yaşamın tüm kurallarından bir kez daha başaran kendimi. “