Bu çocuklardan çoğunu bir daha görmeyecek. Onları ne kadar sevmiş olduğunu ancak șimdi anlıyor. Onların arasında yalnızlığını ne kadar unutmuștu. Bunu düşünmek ve buna yanmak da mı miskin bir hassasiyet? Fakat bu ne kadar doğru bir his, göğsünü ve boğazını nasıl sıkıştırıyor, bir taş kadar ağır, fakat bir 'madde' değil. Madde olmadığı için 'yok' mu? Halbuki ne kadar var!...
Tahsin'i tutarak musluğa doğru
götürürken, avucunun içinde titreyen
incecik bir kol, ona, yeryüzünde tek
başına kalmış bir çocuğun, karşısındaki
büyük tehditler önünde, kendini müdafaa için sahip olduğu küçük ve ehemmiyetsiz çarelerin en hazin bir hülâsası gibi gelmişti.
Bir Kalbi kırılmaktan koruyabilsem
Yaşamış olmayacağım boşuna
Bir Hayatı Acıdan kurtarabilsem
Bir Ağrıyı dindirebilsem ya da
Ya da bayılan bir Ardıç Kuşunu
Koyabilsem yeniden Yuvasına
Yaşamış olmayacağım Boşuna.
Çok kez düşünmüşümdür Huzurun geldiğini
Huzur çok uzaktayken -
Kazazedeler - Kara gördük sanır ya hani -
Denizin Ortasındayken -
Ve gevşetirler uğraşlarını - ama anlarlar
Benim gibi umutsuzca -
Nice hayali Kıyılar vardır -
Hayali bir Liman ya da -