Masal metaforlarının bilinçli dezanformasyonu ile başlayan ve biten İkbal Çiçeği, insanın insan olarak başına gelebilecek basit ama anlamlı hadiseleri öyküleştirmede oldukça başarılı. Özellikle "İkbal Çiçeği" ve "Sarkaç" adlı öykülerin güçlü olduğunu söyleyebilirim. "İkbal Çiçeği", talihsiz bir hayatın duygu dolu sergüzeştini konu ederken "Sarkaç", kapitalist dünyanın tüm değerleri hiç ettiği mesajını veriyor. Asuman Demir, metinlerarası alıntılara çok başvurmasa da masalsı giriş ve sonuyla, türkü kullanımlarıyla güçlü metinler ortaya çıkarmış. Dil yetkinliği ise başlı başına ön planda. Kurguları okuduğunuzda olağan hadiselerle baş başasınız ama anlatımdaki yetkinlik, Türkçeye hakimiyet hemen sarıveriyor sizi. Yazar hayatla kavgalı değil, aşk hikayelerinde vıcık vıcık bir bakış yok. Hüzün dehlizine de sürüklemiyor sizi. Klişe gelecek belki ama hayata doğru oldukça tutarlı bir "ayna" tutuyor. İkbal Çiçeği, bir öykü kitabıdır. Öykümsü eserlerin yayınlandığı bir çağda nefes mahiyetindedir.
İkbal ÇiçeğiAsuman Demir · Ötüken Neşriyat · 202413 okunma
Mis gibi lezzetli bir Türkçe ile şöyle 90'lı yıllara yolculuk ediyor, çocukluk ve gençlik döneminize iz bırakan birçok ürüne, sanatçıya, şarkıya kısacası o dönemin popüleritesine şahit oluyorsunuz.
Doç. Dr. Elvin Yıldırım'a ait belki de alanında yapılmış nadir araştırmalardan biri. Hocamız, Türk kültüründe özellikle kırmızı(al), yeşil ve sarı renklerin neden yaygın kullanıldığı, ak ve kara arasındaki tezatlıkları, inancın renklere etkisini kapsamlı bir şekilde irdeliyor. Değerli bir eser...
Benim Sûretlerim Var, gelenekselle modernin temiz Türkçeyle yoğrulduğu bir eser. Öyküler, bir yere varmaktan çok "yolda olma"ya dair nüanslar barındırıyor. Hayal-hakikat sarmalı içerisinde ontolojik sorgulamalarla kurgulanan öykülerde yazarın şair kimliği bariz bir şekilde sezilmekte, bu, anlatımı daha güçlü kılmaktadır. Hayatı sorgulayan ama "gerçek"ten sapmayan kahramanlar, bizlere "yaşama sanatı"na dair ayrıntılar sunarken zaman zaman ölüm gerçeği ile de baş başa bırakıyor. Metaforik cümleler ölümün sadece yok olmaktan ibaret olmadığını, bazen bir böcekle bazen bir ağaçla örnekleyerek anlatıyor. Önceki eserlerini de göz önünde bulundurduğumuzda Aslan'ın felsefi derinliği olan bir yazar olduğunu söyleyebiliriz. Türkçe kullanımındaki ustalığı, kurgulardaki zekası, ayrıntıları aktarım gücü ve insanın sapkın olmayan sorgulamaları, yazarı özel ve özgün kılıyor.
Birgül Temur'un Yitiğin Adı Yok adlı öykü kitabı baştan sona hassas bir kadının iç konuşmasından oluşuyor diyebiliriz. Öyküler farklı kurgulara sahip olsa da sanki tek bir öznenin mana arayışında buluyorsunuz kendinizi. Sakin ve kararlı seyreden bir Türkçe ile yazılan öykülerde lezzetli betimlemeler göze çarpıyor. Birgül Temur'un kurguyu daha zengin, Türkçeyi ise daha renkli (deyim, özdeyiş, atasözü) kullanmaya başlamasıyla kaliteli öyküler yazacağına eminim.