Kendimizinki hariç her acı, bize meşru ya da gülünçlük derecesinde anlaşılır görünür;böyle olmasa, duygulamızın değişkenliği içinde tek sabit şey matem olurdu.
Bazen bir şey içinde kendimizi unutmayı başarırız;ama dünya içinde kendimizi nasıl unutabiliriz?
Bu olanaksızlık o acının tanımıdır. Bu acının yakaladığı kimse hiçbir zaman iyileşmeyecektir, evren tamamıyla değişse bile. Değişmesi gereken yüreğidir, oysa yürek değişmez; onun gözünde, var olma'nın da tek bir anlamı vardır: Acısına gömülmek-gündelik bir nirvanaya varma talimi onun gerçeksizliğin algısına yüceltene dek...
Atadan kalma kasılmaların sürükleyiciliği olmasa. Binlerce göz gerekirdi bize, saklı gözyaşlarımız için; ya da yenecek tırnaklar, kilometrelerce tırnak...