Nagihan Arslan

Nagihan Arslan
@Elektra_52

Nagihan Arslan

, bir kitap okudu
8/10
·400 syf.··
Beğendi
·
5 günde okudu
·
2026 88. kitabı
Monty Jay
6.7/10 · 120 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
9/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 87. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 17:22
Bazı kitaplar vardır; sadece bir cinayeti anlatmaz, okurun içine işleyen bir atmosfer kurar. İşte Ölüm Soğuk tam olarak böyle bir kitap oldu benim için. Daha ilk sayfalarda Rum Yetimhanesi’nde bulunan o korkunç ceset sahnesiyle gerilim insanın içine işliyor. Yazarın betimlemeleri o kadar güçlü ki kendinizi olay yerinde hissediyorsunuz. Çürümüşlük kokusu, sessizlik, ürpertici detaylar… Her şey gözünüzün önünde canlanıyor. Kitap klasik bir polisiye gibi başlayıp zamanla çok daha derin ve katmanlı bir hâl alıyor. Başkomiser Nihat’ın sakin ama zekice ilerleyen soruşturması, Gülcan Komiser’in geçmişindeki hüzün ve Adil Hoca’nın olaylara yaklaşımı hikâyeye bambaşka bir hava katmış. Özellikle Adil Hoca karakterini çok sevdim. Kurbanı sadece bir ceset olarak değil, konuşulmayı bekleyen bir insan gibi ele alması gerçekten etkileyiciydi. Kurgunun İstanbul’dan Japonya’ya, Kamboçya’ya ve Van’a uzanması hikâyeyi sürekli canlı tutuyor. Tarih, arkeoloji, adli tıp ve polisiye unsurlar öyle güzel harmanlanmış ki bilgi yoğunluğu olmasına rağmen asla sıkmıyor. Her bölümde yeni bir detay öğrenirken bir yandan da “katil kim?” sorusunun peşinden sürükleniyorsunuz. Ben sürekli tahmin yürüttüm ama finalde tamamen ters köşe oldum. Kitabın en sevdiğim yanlarından biri ise yalnızca cinayete değil, insanların iç dünyalarına da dokunması oldu. Karakterlerin acıları, geçmişleri ve sessiz kırgınlıkları hikâyeye duygusal bir derinlik katmış. Gerilim yüksek ama aynı zamanda insan ruhuna dair hüzünlü bir tarafı da var. Akıcı dili sayesinde sayfalar hızla ilerliyor. Özellikle polisiye severlerin bir oturuşta bitireceği, gizemini son ana kadar koruyan sürükleyici bir roman olmuş. Gerilim, gizem, tarih ve psikolojik çözülmenin iç içe geçtiği etkileyici bir hikâye okumak isteyenlere kesinlikle tavsiye
Ölüm SoğukGoncagül Haklar · A7 Kitap · 202441 okunma
8/10
·424 syf.··
Beğendi
·
2026 86. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 13:13
Bu kitabı o kadar heyecanla bekledim ki anlatamam. Serinin her kitabını sevsem de Arturo’nun hikâyesine karşı ayrı bir merakım vardı. Özellikle önceki kitaplarda gördüğümüz o mesafeli, sert ve geleneksel tavırlarının nasıl bir kadına yenileceğini gerçekten çok merak ediyordum. Ve karşısına Tara gibi tam anlamıyla kaos bırakmaları bence aşırı iyi bir tercihti. Tara’yı ilk andan itibaren sevdim çünkü Arturo’nun istediği “sessiz, itaatkâr, söz dinleyen eş” olmayı zerre umursamıyor. Adam evlilikle birlikte düzen kuracağını sanıyor ama karşısındaki kadın resmen bütün düzenini yerle bir ediyor. Tara’nın o rahat, aklına eseni yapan, bazen düşünmeden hareket eden halleri Arturo’yu çıldırtırken beni sürekli eğlendirdi. Aralarındaki atışmalar, inatlaşmalar ve birbirlerini zorlamaları kitabın en keyifli kısmıydı. Arturo karakteri ise beklediğimden daha yumuşak çıktı diyebilirim. Başta aşırı kuralcı, kontrolcü ve geleneksel biri gibi görünse de Tara karşısında yavaş yavaş çözülmesini okumak çok güzeldi. Özellikle onu anlamaya çalıştığı anlarda “tamam işte şimdi düştün” dedim sürekli. Adamın fark etmeden Tara’nın kaosuna alışması, hatta o kaosu sevmeye başlaması çok tatlıydı. Kitapta en sevdiğim şeylerden biri de zoraki evlilik temasının gerçekten hissedilmesiydi. Çünkü ikisi de bu evliliği isteyerek yapmıyor ama zamanla birbirlerine karşı gelişen o çekim çok doğal ilerliyor. Nefretten aşka trope’unun verdiği o gerilim ve çekim hissi kitabın çoğu yerinde vardı. Özellikle birbirlerine sinir oldukları sahnelerde aradaki kimya daha çok hissediliyordu bence. Drago’yu ve diğer karakterleri tekrar görmek de aşırı güzeldi. Seriyi uzun süredir okuyan biri olarak aile havasını hissetmeyi seviyorum. Ama dürüst olmam gerekirse onların daha fazla sahnesi olsun isterdim. Özellikle Arturo ve
Tutkulu KaoslarNeva Altaj · Artemis Yayınları · 202642 okunma
10/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2026 85. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 16:11
Gerçekten insanın içine sessizce yerleşen kitaplardan biri. İlk başta “zamana dönüp hataları düzeltme” fikri kulağa fantastik ve hatta biraz eğlenceli geliyor ama sayfalar ilerledikçe hikâye insanın kalbine ağır ağır dokunmaya başlıyor. Çünkü kitap aslında geçmişi değiştirmekten çok, insanın kendi seçimleriyle yaşamasını anlatıyor. Mitch Albom’un anlatımında çok sevdiğim bir şey var: Sade yazıyor ama vurduğu yer derin oluyor. Büyük büyük cümleler kurmadan insanı düşündürmeyi başarıyor. Bu kitapta da aynı hissi aldım. Alfie’nin yaşadıkları sadece onun hikâyesi değilmiş gibi geliyor bir noktadan sonra. Okurken sürekli kendi hayatını düşünüyorsun. “Ben olsam hangi günü geri almak isterdim?”, “Bir hatamı düzeltmek ister miydim?” ya da daha önemlisi “Gerçekten her şey daha güzel olur muydu?” diye sorgulamadan edemiyorsun. Alfie karakteri de bu yüzden çok gerçek hissettirdi bana. Çünkü gücü olmasına rağmen kusursuz biri değil. Hatta bazen çok bencilce kararlar alıyor, bazen korkuyor, bazen açgözlü davranıyor. Elindeki yeteneği ilk başta hata düzeltmek için kullanırken zamanla bunun bir bağımlılığa dönüştüğünü görmek çok etkileyiciydi. İnsan okurken şunu fark ediyor: Sürekli ikinci şans verilmesi aslında bir nimet değil, bazen büyük bir yük. Çünkü ne kadar değiştirirsen değiştir, hayat senden mutlaka bir bedel alıyor. Gianna ile olan hikâyesi ise kitabın en can yakan tarafıydı bence. Alfie’nin onu gerçekten sevdiğini hissediyorsun ama aynı zamanda insanın kararsızlığının ve doyumsuzluğunun aşkı nasıl yavaş yavaş mahvettiğini de görüyorsun. Özellikle “bir aşkı geri aldığında o kişinin sana bir daha âşık olamaması” fikri çok acımasız ama bir o kadar da anlamlıydı. Çünkü bazı duyguların büyüsü bozulunca geri dönüşü olmuyor gerçekten. Kitabın kurgusunu da çok sevdim. O sorgu
Bir Kere DahaMitch Albom · Destek Yayınları · 202645 okunma