Okumak mağlupların işidir!
Ben bu dünyanın düzenini değiştirecek olanım. Kahramanlarınızı öldürmeye geldim. Çünkü nerede bir kahraman varsa orada zulüm de vardır.
Gözde Hoca benim kiz arkadaşım olsa mesela, her gün öyle birkaç saat karşılıklı oturmak isterdim onunla, sessizce, özgürce bakabilirdim ona o zaman, derdim ki gerçekten bana hitap eden bir kız arkadaşım var, çok şanslı bir herifim. Bunu ona söylemezdim tabii, kadınlara böyle şeyler söylersen seni terk ederler.
Hani bazen sokakta, önlerinde arkalarında park etmiş arabalar gidince, iki arabanın neden öyle dip dibe durduklarını anlayamazsınız ya, anlasanız bile saçma gelir, arabalardan birini biraz öne ya da arkaya çekesiniz gelir. İşte Mikrop Cengiz'le ben de öyleydik, bomboş bir sokakta tampon tampona park etmiş iki eski araba gibiydik.
Gece saat 4 olduğunda, bu dünyanın en şerefsiz hayvanları martılardır. Ortada hiçbir neden yokken gırtlaklarını sıkmışsınız gibi çığlık atmaya başlarlar çünkü ve piçliğine yaparlar bunu, insanları tedirgin etmek için.
Yani eğer bir Tanrı varsa, biz garip insanlara, en sonunda, perde kapanırken ne diyecekti? Ben Tanrı olsaydım mesela çok basit bir şey söylerdim. Tek sözcük.
Annem salon kapısında durup ikimize birden, 'Bunu hak edecek ne yaptım' bakışıyla baktı, sonra da hışımla gitti. Evet, bunu hak edecek ne yapmıştı, salondaki sehpanın yerinin değişmesini hak edecek ne yapmıştı? Evin taşınmazlarından biriydi salondaki sehpa, annemin üstüneydi tapusu.