Örneğin birine bir şey verdiğimizde refleks inancımız bunu olası bir yoksunluğa bağlıyordu, zira başkasına verince bizde kalmıyordu. Bu yüzden elimizden geldiğince paylaşmamaya çalışıyor ve başkaları pekâlâ faydalanabilecekken, gereksiz bir sürü şey biriktiriyorduk. Bu inanç maddi şeyler kadar maddi olmayan şeyler için de geçerliydi: Vaktimizi harcadığımız boş şeyler, zamanımız olmadığı yanılsamasını besliyordu. Oysa sahip olduklarımızı elimizden bırakmayı reddettiğimizde kendimizi elimizdekiyle sınırlıyor ve enerji akımını kesiyorduk.
Shanti'ye göre mutsuzluğumuzun nedeni, sahip olamama korkumuzdu. Başkasının bakışına bağımlı olduğumuzda onun dışarı verdiği zehirli havayı ciğerlerimize çektiğimizi fark etmeden, kendimizi onun oksijenine bağlı-yordukBaşkasının bakışına bağımlı olduğumuzda onun dışarı verdiği zehirli havayı ciğerlerimize çektiğimizi fark etmeden, kendimizi onun oksijenine bağlıyorduk.
"...Hayatın için de aynı şey geçerli: Eğer zamanını ve enerjini önemsiz şeyler için harcarsan asıl önemli olan şeye yer kalmaz ve hayatını ıskalarsın. Yüzeysel şeylerin peşinden koşar durur, sonra da kendine neden mutsuz olduğunu sorarsın..."