Alıştığımız her şey ve herkes bir süre sonra yaşamımızda ve benliğimizde bir çeşit bağımlılığa dönüşme riski taşır. Dünyada varlığımızı onlarsız anlamlandıramaz olur; ancak onlar sayesinde kendimizi güçlü ve güvende hisseder hale gelebiliriz. İnsan ancak bağlandığı kişilerden yoksun kaldığı veya darbe yediği; hesap etmediği ve alışkın olmadığı yönlerden, aklına dahi gelmeyen dert ve kederlere duçar olduğu zaman asıl olana, hakikate yönelir; varlığına ilişen geçici şeyleri yeniden tanımlar ve konumlandırır. Dert ve musibetler, insan benliğini palyatif (geçici) unsurlardan temizler.
Nefsin sana, "Bu hastalık, bu ızdırap, bu yalnızlık kötüdür diyecek olursa, onu dinleme. Çünkü onun işi hep tersinedir.
Sen aklını başına al da nefsin dileğine aykırı iş yap. Dünyada bütün peygamberlerin vasiyeti hep böyledir."
𝗗𝗲𝗿𝘁𝗹𝗲𝗿, 𝗴𝗲𝗹𝗶𝘀̧𝗶𝗺𝗶𝗻 𝘃𝗲 𝗺𝗮𝗻𝗲𝘃𝗶 𝗸𝗮𝘇𝗮𝗻𝗰̧𝗹𝗮𝗿ı𝗻 𝗼̈𝗻𝗰𝘂̈𝘀𝘂̈𝗱𝘂̈𝗿. İ𝗰̧ 𝗱𝘂̈𝗻𝘆𝗮𝘆ı 𝗱𝗲𝗿𝗶𝗻𝗹𝗲𝘀̧𝘁𝗶𝗿𝗶𝗿 𝘃𝗲 𝘇𝗲𝗻𝗴𝗶𝗻𝗹𝗲𝘀̧𝘁𝗶𝗿𝗶𝗿.
"İmar etmek yıkmakta, toplanmak dağılmakta, düzelmek bozulmakta, murat muratsızlıkta, varlık yokluktadır. Her şey buna benzer, öbür zıtlar ve eşler de hep bunlar gibidir.
Birisi geldi, toprağı kazmaya başladı. Aptalın biri dayanamayıp feryat etti.
Dedi ki, "Bu yeri neden bozup kazıyor ve darmadağın ediyorsun?"
Adam dedi ki, "Ey aptal, yürü git işine, benimle uğraşma! Sen yapılmayı yıkılmakta bil!"
Bu yer, böyle çirkin ve yıkık bir hale gelmedikçe, nasıl olur da gül bahçesi, buğday tarlası haline gelir?
Düzeni altüst olmadıkça nasıl olur da bostanlık, ekinlik olur, mahsul ve meyve yetiştirir?
İltihaplı yarayı neşterle deşmedikçe yara nasıl iyileşir, nasıl düzelir?
Ahlâtın ilaçla yıkanmadıkça hastalığın nasıl geçer, nasıl şifa bulursun?
Terzi kumaşı paramparça eder. Bir kimse çıkıp da o sanatını bilen terziye,
"Bu güzelim kumaşı neden bu hale getirdin, neden kestin; ben kesik kumaşı ne yapayım?" der mi?
Eski binaları yenilerlerken eski yapıyı yıkmazlar mı?Marangoz, demirci ve kasap da bunun gibi, yeni bir şey yapacakları zaman önce o şeyi yıkıp yakıp harap etmez mi?
Helîle ve belîle de dövülüp ezilir ve bu ezilme sayesinde beden sağlık bulur.
Buğdayı değirmende ezmeseydin ondan ekmek yapılabilir miydi? Bizim soframızı donatabilir miydi?"
"Sen gece gündüz dünyada rahatlık ve huzur arıyorsun. Fakat bunun bu dünyada hâsıl olması imkânsızdır. Yine de onu aramaktan bir an geri kalmıyorsun. Dünyada bulduğun rahatlık ise bir şimşek gibidir; çabuk gelir geçer ve bir yerde durmaz. Hem de nasıl bir şimşek? Dolularla, yağmurlarla, karlarla ve türlü türlü sıkıntılarla dolu bir şimşek."