Elif H.

'Kalbi, bir et parçası olarak görmeyin, düşünmeyin sakın! Vücudun her noktasına uzanan damarlar olduğu gibi ruhun da her noktasına uzanan damarları vardır. Yani kalp sadece vücuda çalışmaz, ruha da çalışır. Buraya düşen her bir kötülük, kanın vücutta dolaştığı gibi ruhta dolaşır, onu kendi rengine boyayarak karartır. Eşini döven bir koca, çocuğuna vuran bir baba, maiyetindekilere kötü davranan bir amir, tabiatı yakıp yıkan, kirleten bir karga zalimdir. Fakat en büyük zalim, kalple oynayan, oraya kötülük tohumu ekendir. Dedik ya, kalp, güzel değerlerin, manevî iklimin beldesidir. Eğer biri, menfaati için zalime yağ çeker, onun bekası için dua eder, ona gizliden gizliye muhabbet duyarsa, 'yiğidi öldür, hakkını yeme' gibi taltiflerde bulunur da küçücük gülümserse (Bakın büyük demiyorum.) önce kalp, sonra akıl zail olur. Zalim olur. Bu hastalığın farkına varıp -ki bu fevkalade zordur- tedavisi için uğraşmaz, gayret göstermezse düşeceği durum, arkadaşlık ettiği zaliminkiyle aynı olacak, elbet bir gün onun yaşadığı akıbeti yaşayacaktır! Amma burada, amma ötede.'
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Hatırlar mısın sana bir şey söylemiştim: Geç kalınan şeylerin bir daha affı olmaz, olsa bile güç olur. Koş demiştim, yürüyerek geç kalırsın. Şunu da aklından hiç çıkarma demiştim: Hayat yarım kalmışlıklarla dolu bir sandıktır. Yaşlandıkça yaptığın iyi ve güzel şeylerden çok, dizini dövüşler, keşkeler, geç kalmışlıklar gelecek aklına. Yaptığın iyi ve güzel şeyler, bunların gölgesinde sadece ölgün bir ışık gibi ışıldayacak."
Sadabad...
Bir safâ bahş edelim gel şu dil-i nâ-şâda Gidelim serv-i revanım yürü Sa'd-âbâda İşte üç çifte kayık iskelede âmâde Gidelim serv-i revanım yürü Sa'd-âbâda.
Şu kederli gönüle gel bir neşe bağışlayalım. Yürü ey servi boylum Sa'dâbâd'a gidelim. İşte üç çifte kayık iskelede hazır bekliyor. Yürü ey servi boylum Sa'dâbâd'a gidelim.
Boyundaki tasmayı çıkarabilmek....
O hesap, herkesin boynunda bir tasma! Herkes bir şeylerin esiri... Bir şeylere mahkûm... Asıl hürriyet, boyundaki o tasmayı çıkarabilme hünerini gösterebilmektir. İçeri tıkılıp kalmak değil yani."
"Her gün yeni yeni kötü, nahoş şeylerle karşılaşıyoruz. Şaşırmıyoruz, üzülmüyoruz, kızmıyoruz artık. Eskiden gürleyen sesimiz kısıldı. Gözler gördüğüne, kulaklar duyduğuna, akıl sorgusuzluğa alıştı. Şahidiz, bir zamanlar kalpleri mamur eden su kurudu, kalpler çoraklaştı! Şahidiz, her gün kendimizden bir şeyler kaybediyoruz!"