Sanki bu dünyada ve ahirette mutlulukla randevuları varmış gibi yaşarlar. Oysa ben, sadece kabirle olan randevum
için yaşıyorum. Çünkü ben, son anlarını yaşayan ve son gününe veda eden bir insanım."
Yaşamı boyunca mükemmel bir kadın arayışı
yüzünden bekâr kalmış bir adam tanımıştım. Yetmiş yaşına
gelmişti. Bir gün birisi ona şöyle sordu; 'Seyahat edip durmaktasın; Anadolu'dan Avrupa'ya, oradan da Asya. Ülke ülke
dolaşıyorsun. Bir tane bile mükemmel kadın bulamadın mı?'
Yaşlı adam çok hüzünlenmiş. 'Evet, bir seferinde buldum.
Bir gün, çok uzun zaman önce mükemmel bir kadınla karşılaştım.'
'O zaman ne oldu? Niçin evlenmedin?' diye sordum.
Üzüntülü bir şekilde, 'Ne yazık ki o da mükemmel bir erkek arıyordu,' dedi.
Dini tam manasıyla yaşadıklarını düşünen insanların değişmesi çok zordur,
dindar rolü yapmayan insanlar daha kolay dönüşür. Bu tıpkı şuna benzer: Uyuyan bir insanı uyandırmak kolaydır ama
uyku taklidi yapanı uyandırmak çok zordur."
"Mevlana'ya sorarlar: 'Ey pirimiz! Sen ki durmadan
Şems'ten bahseder durursun. Her sözünde onu hatırlar, şiirler söylersin. Şems gelmeden önce sen bir Allah dostu, bir
bilge adam; sultanların, vezirlerin görüşmek istediği bir yüce
kişiydin. Şems sana ne sağladı ki onu bu kadar yüceltirsin?'
Hazret-i Pir şöyle cevap verir: 'Şems'ten önce ısınacak bir
yorganım, yiyecek bir tas çorbam varsa bu bana yeter diye
düşünür, mutlu olurdum. Şems'ten sonra anladım ki, dünyada ısınacak yorganı olmayan bir kişi varsa benim yorganım
bana yetmemeli, içecek bir tas çorbası olmayan insanlar varken bir tas çorbayla mutlu olmaya hakkım yoktur.'