Bazen günaha düştüğüm de oldu, sevaplara küslüğüm de.
Bazen ölümüne sustuğum da oldu, kan kızıl
kustuğum da.
Konuşmaya yüzüm yok, anlatmaya mecalim.
Yazmak tek çare. Ama okusan da cevap vermezsin bilirim,
beyhude beklerim, neylersin benim ki de bir umul işte.
“Çoğu kez insanın yakınındadır gerçek. Ama
onu görebilmek için, yalandan kurtulmak gereklidir. Düşünmek, ruhun kendi kendine konuşmasıdır. Ruhu teskin olanın kalp gözü sürekli açık
kalır. Aksi takdirde körelir gider. Kişi kalbiyle göremedikçe, gözleriyle gördüklerinin ona bir faydası olmaz. Allah buyuruyor:
"Yalnız gözler kör
olmaz; fakat göğüslerde olan kalpler de körleşir.”
“İnsanın kendini tanıması zor ve müşküldür.
Sen peygambersin, bilgi ve hikmet sahibisin. Söyler misin sen seni ne kadar tanıyorsun?”
“İnsan, ‘Beni aldatan kendim değil de kim ?’
diyebildiği anda, kendini tanımaya, görmeye başlamıştır. Kendini tanımak; nefsini bilmek, zaaf ve noksanlarını görmek, ama aynı zamanda varlık
nedenini ve kendinde gizlenen yüceliği sezmektir. İnsan kendini kendine unutturmaya çalışıyor.
Oysa her şeyi araştıran insanın kendini unutması, büyük bir tezattır.”
“Sizi dinlerken mest oldum. Benim de bir sualim var Yusufa.
Zayıf yaratılmamız kusur sayılmaz mı?”
“Zayıf yaratılması bir güçtür aslında insan
için. Zayıf yaratılmasaydı insan, aczini anlar mıydı?
Zayıf yaratılmasaydı insan, Allah’ı arar mıydı?
Zayıf yaratılmasaydı insan, yardımın ne anlamı kalırdı?
Zayıf yaratılmasaydı insan, erdemin
değeri kalır mıydı? Zayıflığımızı bilince kendimizi
tanımamızın yolu da açılmış oluyor. Günaha dalan ve bunun bir bedeli olabileceğini düşünen bir
insan, elbette kendisini izleyen bir gözün varlığını
istemez ve insan sadece zevk ararsa yarın karşısına çıkacak akıbeti hiç aklına getirmek istemez.”