İki genç balık yüzerlerken bir ara ters yöne giden yaşlı bir balıkla karşılaşırlar. Yaşlı balık onlara selam verip -Selam gençler, su nasıl? der. İki genç balık bir süre daha yüzmeye devam ederler, bir süre sonra biri diğerine dönüp -Su dediği ne ki? diye sorar.
Balık hikayesinin özü şudur: En aşikar, her yerde karşımıza çıkan, en önemli gerçeklikler bazen anlaşılması ve tartışılması en zor olanlardır. İki genç balık gibi, biz de hayatımızın her dakikasını içinde geçirdiğimiz suyun gerçekte ne olduğunun farkında değiliz.
“Ne diyorsunuz?.. Nafile mi?.. Biliyorum, / ama insan başarı elde etmek için mücadele etmez! /Hayır, mücadele etmek, nafile olduğu zaman daha güzeldir.
Gözler ulaşmak istenen hedefe kilitlenince, küçük gündelik şeylerin tadına varılamaz ve güneşin batışı, gökyüzündeki yıldızlar, bir öpücüğün şevkati, bir bitkinin çiçek açması, bir kelebeğin uçuşu, bir çocuğun gülümseyişi gibi güzellikler keşfedilemez. Çünkü yüce olan sıklıkla en basit şeylerde gizlenir.
Felsefenin görevi tam da insanlara faydasızlığın faydasını göstermek veya onlara fayda kelimesinin iki anlamını birbirinden ayırt etmeyi öğretmektir.
-Pierre Hadot