Gülsüm’ün kısa sessizliklere bile tahammülü yoktu. Sessizlik, ona göre yalnızlık demekti. Sürekli konuşur halde olmayı, iletişim kurmak sananlardandı besbelli.
Bu söz öteden beri sinirlerini bozardı. “Bir şeye ihtiyacın olursa...” İş gezisine çıkan erkeklere böyle diyorlar mıydı acaba? Bir şeye ihtiyacın olursa... Erkek adam, ne ihtiyacı olacak!
Güler’e karşı, nedenini anımsayamadığı bir kırgınlık duyduğunu hissetti. Somut olaylardan, adı konmuş durumlardan değil de, çeşitli zamanlara yayılmış hayal kırıklıklarından, nedensiz görününen uzaklaşmalardan, ayrı yönlere savrulmalardan kaynaklanan genel bir kırgınlıktı bu.
Her an şaka yapacakmış gibi gözlerinin içi gülen birinin bakışlarıydı bunlar. İnsana tanıdık tanıdık bakıyorlardı. Nurhayat çocuğun bir an durup kendisiyle eski bir tanışıymışcasına konuşacağını sandı. Öyle yakın, sıcakkanlı, beklenmedik bir hali vardı ki...