Doğumdan ölüme, pazartesinden pazartesiye, sabahtan akşama tüm faaliyetler düzenlenmiş, bir örnek hale getirilmiştir. Böylesi bir düzenin ağına düşen kişi insan olduğunu, tek bir birey olduğunu nasıl hatırlar? Düş kırıklığıyla, üzüntüyle, sevgi özlemi hiçlik ve ayrı olma korkusuyla doluyken yaşama şansına bir kez sahip olduğunu nasıl aklına getirebilir?
Başarı, itibar, para, güç, hemen hemen tüm enerjimizi bunları nasıl elde edeceğimizi öğrenmeye harcarız. Sevmeyi öğrenmeye ise verecek hiçbir şeyimiz kalmaz.
Onlar için sorun nasıl sevilebilecekleri, nasıl sevilir olabilecekleridir. Bu amaçlarını gerçekleştirmek için çeşitli yollara başvururlar. Özellikle erkeklerin başvurduğu yollardan biri güçlü olmak; toplumsal konumlarının elverdiği oranda güçlü ve paralı olmaktır. Kadınların özellikle başvurdukları bir yol ise endamına, giyimine özen göstererek çekici olmaktır.
Bir insanın hayatındaki en önemli ilişki, kendisi ile olan ilişkidir. Yerçekimi gibi değişmez bir gerçek bu. Kişi, hayatındaki en önemli kişinin kendisi, en önemli tanıklığında kendi tanıklığı olduğunu fark edemezse hiçbir zaman hayatla ilişkisini doğru kuramaz. Kendini gerçekleştiremez.