Bu durumda yeryüzündeki her şeyin, eksiksiz her şeyin “kendi anlamı” vardır. Her taş, her ot, her çiçek, her çalı, her hayvan “kendi anlamı”na göre büyür, yaşar, davranır ve hisseder; dünyanın iyiliği, zenginliği ve güzelliği de buradan ileri gelir. Çiçeklerin ve meyvelerin, meşelerin ve kayınların, atların ve tavukların, kalayın ve demirin, altın ve kömürün var olması, tüm bunlar, yalnızca ve yalnızca, evrendeki küçük parçanın kendi “anlamı” olması, kendi yasasını bünyesinde barındırması ve tümüyle güvenli ve şaşmaz biçimde yasasını izlemesi olgusundan kaynaklanır.