"Efkârlandığımda, pencerenin pervazına oturarak saatler geçiriyordum, bakışlarım ufuktaki binaların ve yapıların Çokluğu içinde kayboluyordu. Oralarda yaşayan milyonlarca insanı, hikâyelerini, meşguliyetlerini hayal ediyordum. O kadar kalabalıktılar ki, günün ya da gecenin her saatinde çalışmakta, uyumakta, sevişmekte, ölmekte, kavga etmekte, uyanmakta olan birileri ister istemez vardı. Kendi kendime "tıp!" oynuyor ve tam o anda kaç kişinin kahkaha attığım, eşine hoşça kal dediğini, eğlendiğini, gözyaşlarına boğulduğunu, kaç kişinin öldüğünü, doğum yaptığını, yıldırım aşkına çarpıldığım düşünüyordum. Aynı anda herkesin hissedebileceği bunca farklı duyguyu hayal ediyordum."