Genel kanıya göre, ezilen erkek yoktu yeryüzünde. Yıkılması güç, belli kalıplar vardı. Erkekler ağlamaz ağlatır, erkekler üşümez, üşüyen kadına ceketini verir, erkekler acı çekmez acı çektirirdi. Etten kemikten yapılmıştı onlar da kadınlar gibi ama duygu yoksunu yaratıklardı her biri.
Eğer iyiliğin bir nedeni varsa, o artık iyilik değildir; eğer iyiliğin bir sonucu, yani ödülü varsa yine iyilik değildir. Demek ki iyilik, neden ve sonuç zincirinin dışındadır.
Onu son anında aklında kaldığı acımasız ve intikam peşinde bir kadın olarak değil, ilk kez yeni bir istasyonda gördüğü gibi, gizemli, çok güzel, sevgi dolu, mutluluk arayan ve mutluluk veren bir kadın olarak anımsamaya çalışıyordu. Onunla en güzel anlarını anımsamaya çalışıyordu, ama bu anlar sonsuza dek bozulmuş, zehirlenmişti.