Ahh gölge serisi... Benim çoğu şeye bakış açımı değiştiren bir seri. İklimler’i geçen sene bitirdim fakat seriyle ilgili hiçbir şey unutmadım diyebilirim. O kadar derin izler bıraktı ki bende, unutabileceğimi sanmıyorum. Her detayını hatırlıyorum. Aslında tekrar da okumayı düşünüyorum çünkü her ne kadar unutmasam da kesinlikle sıkılacağımı düşünmüyorum. Bu kitapta ağladım, güldüm hatta bazen okumaya ara verdiğimde etkisinden çıkamayıp boş boş sırıtıyordum. Neden bu kadar az bilindiğine veya ne kadar az okunduğuna çoğu kişinin yazdığı gibi ben de çok şaşırıyorum, bu seri çok şey hak ediyor! Serinin her kitabını sevsem de en sevdiğim İklimler oldu. Petra’ya(ahh petra’yı ne kadar sevdiğimi anlatamam), Giovanni’ye, Dante’ye, Marlo’ya, Fegel’e yani çoğu karaktere bağlandım...
Kesinlikle çoook farklı bir fantastik seriydi. Aşk, felsefe... her şey vardı sanki bu seride. Aradığım duyguları buldum bu kitapta, hepsini tattım...
İklimler’i okurken de o kadar keyif aldım ki... Hem kitap hiç bitmesin istiyordum hem de ne olacağını merak ettiğim için daha çok ilerlemek istiyordum. Kitap çok hızlı bitti çünkü elimden bırakamadım. Beni öyle bir etkisi altına aldı ki, cidden, etkisinden çıkmam iki ay kadar sürdü.
Öyle bir sevinç ve heyecanla okuyordum ki o kitapları, iklimler’i okuduğum zamana geri gidip hiçbir şey bilmeden tekrar, beni olduğum yerde mutluluktan zıplatan heyecanla okumak istiyorum.
Hala da kitaplar gözümün önünde ve sürekli açıp sevdiğim bölümleri ya da rastgele sayfaları okuyorum.
Ayrıca, kitabın anlatımı kesinlikle çok güzel, boş değil, duygu dolu, ve sürükleyici.
Tamam, daha fazla yazmayacağım çünkü bu kitapla ve seriyle ilgili sonsuza kadar konuşabilirim.
Ama, Bazen de düşünmeden edemiyorum:
Benim gölgem ne zaman gelip beni alacak? :)