O banal bulduğu, o "sıradan"deyip burun kıvırdığı ilişkilere ne denli özendiğini çok sonra fark etti. Nasıl vakit geçirdiklerinin detaylarını bilmiyordu ama samimiyetlerine imreniyordu.
Böyleleri genel olarak mutlu insan görmek istemezdi etrafta. Mutlu insan görmek kendisini eksik hissettirir, mutsuzluğunu hatırlatırdı. Herkesi kendi ile karşılaştırmaya alışmış insanların zihni böyle çalışır. Mutsuz,hele ki bedbaht insan gördüğünde ise kendi sefil hayatı için şükrederdi.
Onu kucaklaması, saçını okşaması, koruması gereken ama olmayan bir liman imgesi boşlukta tutuyordu onu. Bu yüzden hep denizin ortasında duruyordu sanki. Dalgalarla boğuşuyor ama kıyıya çıkamıyordu.