Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Biliyor musun Fayolle..."
"Neyi, yavrum?"
"Başka bir hayatta düğme olarak doğmak istiyorum. Ne düğmesi olursa. Külot düğmesi bile. İnsan olmaktan ve bir zavallı gibi acı çekmekten iyidir."
Bir haftadır piyanoyu bırakmıştım ve Joãozinho'dan ayrılmanın yarattığı ilk pişmanlıklar kendini göstermeye başlıyordu. Salona girdim ve ayaklarımın ucuna basarak ona doğru yürüdüm. Kapağı kaldırdım, o hiç unutamayacağım koku burnuma doldu.
"Selam Joãozinho."
Arkalıksız iskemleyi çektim, oturdum ve parmaklarımı tuşlara uzattım. Sevdiğim parçaları çalmaya koyuldum. Alıştırma değil. Önce Çaykovski'nin Schumann'ın Rêverie'si. Hiç çalmadığım gibi çalıyordum. Yaptığım şeyi sevdiğim için. Olanca içtenliğimle çalıyordum, tüm yüreğimle; bu da bana çok iyi geliyordu.
"Görüyorsun ya, Joãozinho, böylesi ne kadar iyi."
Alıştırma yapmadan geçen bir haftadan sonra parmaklarımın tutukluk yapmayışına şaşırmıştım. Bir parça daha çaldım ve hiç beklemediğim, daha doğrusu bu kadar çok beklemediğim bir hüzün duydum.
Keçe örtüyü büyük bir sevecenlikle yerleştirip kapağını kapadım.
Ödevlerime döndüm ve yeniden Maurice'in sözleri kulağımda çalındı.
Bu kez sözümden dönmeyeceğimden kesinlikle emindim. Korkuyordum. İkinci bir kez başarısızlığa uğrarsam kızabilir, bir daha bana "Küçüğüm" demeyebilirdi. Bu da olmadı mı, ölmeyi yeğlerdim. Ama hepten ölmeyi.
"Bir şeye kendini inandırmalısın, piyanoyu bıraktığını söyledin, bu iş bitti. Geriye dönmek ya da etkilenmek söz konusu değil. Çünkü, Zezé, bu eşsiz bir fırsat. Piyanoyu şimdi bırakmazsan bir daha hiç bırakamazsın. Liszt gibi ak saçlı, ufak tefek bir ihtiyar olursun ve piyano çalarken ölürsün."
"Geri dönmeyeceğim."
Neredeyse ağladığımı görünce, yüzü değişti.
"Bu da ne oluyor şimdi? Okuldaki o öğretmen peder ne diyordu sana?"
"Şüş."
"Peki, Şüş, bu da nesi?"
"İnsanları sevmekten pek hoşlanmıyorum da. Sevdim mi de, ölmelerinden korkuyorum."
"Sevdiklerinden çok ölen oldu mu?"
"Çok değil, hayır. Yalnızca bana sevgisiz hayatın beş para etmediğini öğreten bir adam."