... Yoksa siz benim gibi hâlâ elleriyle çalışmasına izin verilen o ayrıcalıklı kişiler sınıfından mısınız? Belki siz de şu dışarıdaki, günde sekiz saat kompresörle beton kaplamaları parçalayanlardan birisiniz. Ya da şu, sekiz saat süreyle, bidonları kamyonlara kaldırıp durmadan çöp boşaltanlardan. Bu iş uyuyor mu yeteneklerinize? Başka biri çöp bidonunu sizden iyi boşaltıyor olsa gücenir miydiniz? Siz de öyle benim gibi nefsini düşünmeden kendini işine adayan biri misiniz? Ben sol elimin parmaklarıyla şu dört telin üstüne bastırıyorum, kan çıkana kadar; ve de at kılından bir yayı sağ kolum uyuşana kadar gezdiriyorum tellerde; böylece gerek duyulan bir gürültü üretiyorum, gürültü. Beni sizden ayıran tek şey, işimi ara sıra frak giymiş olarak görüyor olmam...
"İşte bu yüzden diyorum ki, orkestra insan toplumunun bir aynasıdır. Çünkü gerek birinde gerek öbüründe, zaten en pis işleri yapanlar bir de üstüne ötekiler tarafından horlanır. Hatta insan toplumunda olduğundan daha bile kötüdür orkestra, çünkü toplumda, hiyerarşinin basamaklarını çıka çıka günün birinde piramidin en tepesinden aşağıya, altımdaki solucanlara bakarım umudu vardır - teorik olarak... Böyle bir umudum olabilirdi yani..."
"Her şeyi biliyorum,Zezé.Bunun için geldim.Yüreğinde yaşayacak ve seni koruyacağım.Bana inanıyor musun?"
"Evet,inanıyorum.Hayatımda bir kere benimle yeryüzünün en güzel şarkılarını söyleyen bir kuşum oldu yüreğimde."
"Şimdi nerede?"
"Uçtu gitti."
"Bu da beni saklayacak boş bir yerin olduğu anlamına geliyor."
Sayfa 15 - Can yayınları,mart 2010 baskısı.·Kitabı okudu
"Yeniden Zeze olmak ister miydin?"
"Hayatta hiçbir şey geri gelmez. Bir bakıma, isterdim. Bir bakıma da, hayır. O sürekli dayak yeme ve aç kalma hikayesi..."
Hep peşimden gelmek isteyen o eski acıyı anımsıyordum. Yeniden Zeze olmak, bir şeker portakalı fidanı edinmek, Portuga'yı yine yitirmek mi?"