Bir de sevginin kutsal bir anlamı vardır ve kişi karşısındakini niye sevdiği konusunda niyetinin saflığını keşfetmek zorundadır. Sana istediklerini verdiği için mi seviyorsun? İstediklerin değişecektir. Peki iyi bir yoldaş olduğu için mi seviyorsun? İşte bu devam edecektir.
Manzara değişecek; bindiğiniz otobüsler, uçaklar değişecek ; gittiğiniz yerler ve tanıştığınız insanlar değişecek. Konuştuğunuz konular değişecek, gözlemleriniz değişecek ama yoldaşlık baki kalacak.
Bilinçli bir sevgi, sevdiğin şeyin gelişip yücelmesine yönelik etkin bir çaba.
İnsan hayatının anlamını refahta, sosyal kimlikte bulamaz. Ancak içindeki saflığında bulabilir. Niyetinin saflığını yaşamında bulamayınca hüzünlenir, öfkelenir, sıkılır, kederlenir. Ama kişi niyetinin saflığını özünde ve sözünde yaşamaya başladı mı, içinde yaşadığı koşullar ne olursa olsun mutlu olabilir.
Kişi, hayatındaki en önemli kişinin kendisi, en önemli tanıklığın da kendi tanıklığı olduğunu fark edemezse hiçbir zaman hayatla ilişkisini doğru kuramaz.
Evet, acında da kendinsin, hüznünde de. Gelişmiş insan hüznünün, mutluluğunun, özleminin, kaygısının, coşkusunun; yani duygularının farkına varır. Hüzünlenemeyen insan gelişmemiş bir insandır. Duygularını anlamak bir gelişim yoludur.