Oysa kitap okumanın da haysiyeti vardır ve o da rulonun haysiyetine aşikardı.
"Güneş doğmuştu romanın üzerine, ay masumdu ama bela
yağıyordu.Göklerden de azgın kalabalık lütuf sanıyordu. Aciz bir yazıcı köle
görüyor da kimse mi görmüyordu?Roma helak olmuştu çoktan ama bundan
kimsenin haberi yoktu.Roma seyrediyordu." Kim yazabildi kağıtlara dertlerini,
kim bu zulümleri hayır diyebildi,kim kızını toprağa işleyebildi,kim kardeşini
kendi elleriyle toprağa verebildi, kim senelerdir uykusuz kalabildi ?"Acı küçük
bir bedeldir ve sen bunu göremiyorsan körsün demektir." Bu acıların tarifi
yoktur,kelimesi yoktur: Yedi kişi düşünceleri ne kadar benzer olsa yedi farklı
hayat. Her kelime acısını ruhumuza işleniyor . "Kelimeler bir yere
çarpmıyor,kanatmıyor onarmıyordu. “Yüreklerin kaldıramadığı anlar,zihinlerin
kavrayamadığı anlar vardır.Bir insanın ne kadar uyuyabileceğinden
kuşkulanıyor insan. Uykuya daldığımızda nelerin değişebileceğini o sabahın çok
uzak olduğunu düşünebilir miyiz? Hangi çağı seçersek seçelim sevdiklerinizin
olmadığı hatta mezarlarının dahi belli olmadığı zaman. Geriye yaptıkları ya da
yapmadıkları kalacak olan sahipsiz bir mezar olup tarihin gizli sayfalarında
kaybolmuşlar.
"Düşün ki binlerle yıldır var olan bizden sonra da binlerle yıl var olacak
dünyadan gelip geçen sayısız ruhtan biriyiz.Hiç karşılaşmamış birbirimizi
tanımamış olabilirdik.Veya birbirimizi hatırlarken diğeri bu tanışıklığı inkar
edebilirdi.Veya hiç hatırlaşmadan birbirimizin yanından gelip gidebilirdik. Diğer
yarısını bulamayan bölünmüş bir ruh gibi kıyamete değin hasret çekebilirdik.
Dahası farklı zamanlarda yaratılmış olabilirdik.Ama bak binlerle yıl içinde aynı
zamanda doğmuş,bunca kalabalık arasında tanışmış olmamız eğer kader değilse
nedir?" İnsanın içinde kendini bulduğu iliklerimize