"Ulan nasıl bir toplum baskısı varsa üzerimizde genç yaşımızda göçtüğümüzde,sevdiğimize kavuşamadan öldüğümüze yanmıyoruz da hâlâ yakalanacağız da rezil olacağız diye üzülüyoruz."
Kendime tekme atıp kendimi, kendi evimden kovmak istiyorum. Keşke yapabilsem. Yakamdan tutup kendimi koysam kapının önıne. Yürü git lan, nereye gidiyorsan git,bıktım senden, senelerdir pinekliyorsun aynı evin içinde, defol gözüm görmesin seni desem, sonra dükkâna gitsem ertesi gün,kendimi dükkânın kapısının önünde bulsam, oradan da kovsam, üç beş kuruş para sıkıştırıp cebime, "Git koçum bir daha görmeyeyim seni bu dükkânın önünde" desem, nasıl rahatlarım kim bilir? Ama kendimi kovamıyorum. Kendimin içinden çıkıp gidemiyorum. Bedeni ruhumun betonu gibi, çık içinden çıkabilirsen.
Daha önce binlerce kez yakama yapışan o aile yemeklerinden kalkıp gitme,bir bayram sabahı uğrayıp babama, tam herkes oradayken,"Ben kendimi bu aileden hissetmiyorum,hadi kalın sağlıcakla,bir daha görüşmeyelim" deme isteği geldi üstüme.