İngiliz Savaş kabinesi Genel Sekreteri, 1918'de Bağdat'tan hazırladığı raporda, 'Geleceğin tüm gücü petroldedir. Petrolü yöneten gücü yönetir', diyordu.Al işte, son zamanlarda attıkları kutsallık naraları da bundan sebepli.Bakın Kudüs'e, İsa'dan bin yıl önce Kral Davut'un fethiyle üne kavuşup başkent ilan edilmiş; Süleyman, Muallak Taşı'nın yanına tapınağı kurmuş ve o günden sonra Yahudilerin kutsalı olmuş.Şehrin birkaç kilometre ötesinde İsa doğmuş,çarmıha gerilmiş, göğe yükselmiş diye Hıristiyanların da kutsalı olmuş. Altı asır sonra İslamiyet doğmuş; hatta Yahudilerle aralarındaki anlaşmazlık büyüyene kadar bu şehir kıble olarak kabul edilmiş,Hz Muhammed'in buradan cennete yükseldiğine inanılınca Müslümanların da kutsal olmuş.Yani üç din de 'Kudüs benim kutsalım' diyor.Çık işin içinden,sorarım size bu durumda kimin kutsalı? İlkinin mi, sonuncusunun mu,yoksa en çok hüküm sürenin mi?
1916'da Osmanlı devletine karşı Arap ayaklanması başlatan, İngiliz Lawrence ile birlik olup Akabe baskınıyla Türk askerlerini katleden kimdi?Hah işte, aynı yıl Kudüs, İngilizlere teslim edildi.Yahu adam zaten itiraf ediyor, ' Osmanlı İmparatorluğu'nu Ortadoğu'da parçalama başarısını yöredeki etnik mozaiği birbirine karşı kullanarak elde ettim ' diyor ama biz söyleyince kabahat oluyor.
Ömer Seyfettin'in o sevdiğim sözünü patlattı: 'Mademki Türküz ,o halde Türk gibi yürür, Türk gibi düşünür, Türk gibi duyar ve Türk gibi yazarız...' Türk gibi de okumalı ki işe yarasın.