“Büyük Defter” bölümünde sert ama çok güçlü bir kurgu hissettim. Duygusuz gibi görünen anlatımın altında savaşın insanı nasıl değiştirdiği vardı.
“Kanıt” bölümüyse benim için kitabın en umut dolu kısmıydı. Lucas’ın kardeşinin bir gün geri döneceğine inanması, onu beklemesi… Kitabın karanlığının içinde küçük ama güçlü bir umut gibiydi.
“Üçüncü Yalan” ise bütün gerçeklerin parçalandığı, insanın okuduğu her şeyi yeniden sorguladığı bir bölümdü. Kitap bittiğinde geriye kesin cevaplardan çok, insanın içinde kalan sorular kalıyor.
Yatıyorum, sonra uzun yıllardır yaptığım gibi kafamda Lucas’la konuşuyorum. Söylediklerim aşağı yukarı hep aynı şeyler. Öldüyse çok şanslı olduğunu, onun yerinde olmak istediğimi söylüyorum tekrar. Parsayı topladığını, işin en güç yanının bana kaldığını söylüyorum. Hayatın tümüyle gereksiz olduğunu; anlamsızlık, aldanma, sonsuz acı demek olduğunu; aklın almayacağı kötülükte Varolmayan bir Tanrı’nın icadı olduğunu söylüyorum ona.