Eser,Osman Balcıgil’den okuduğum ilk kitaptı. Tarihi olayların hikayeleştirilerek anlatılmasını her zaman çok sevmişimdir. Bu yüzden Suzan ve Yorgo’nun aşkını okuyorken aynı zamanda 1955 yılı tarihsel, toplumsal ve siyasi olaylarına da tanıklık etmiş oluyoruz. Suzan ve Yorgo’nun çocukluklarından itibaren birbirlerine duydukları aşk, bir yandan farklı etnik kökenden gelen kişilerin bir arada huzur içinde yaşamaları kitapta çok güzel işlenmiş. Hikayenin en güzel yerlerinin Büyükada’da geçiyor olması romana ayrı bir romantik hava katmış. Eserle ilgili tek bir eleştirim olacak olursa Yorgo ve Suzan’ın aşkını, birbirlerine olan bağlarını daha çok görmek ve okumak isterdim. Eserin bu noktada zayıf kaldığını ama aynı zamanda tarihsel gerçeklikleri yansıtması açısından güzel bir ışık tuttuğunu düşünüyorum.
En Hüzünlü EylülOsman Balcıgil · Destek Yayınları · 20243,693 okunma
“Ne zaman sana ait bir şey görsem fena halde üzülüyorum, özellikle el çantanı gördüğümde. Eve her girdiğimde ve onu antredeki bir sandalyenin üstünde gördüğümde, senin evde olduğunu anlar, rahatlardım. Artık çantan hep orada ama sen yoksun. Garcia Marquez yazmıştı: “Sevdiğimiz insanlar bütün eşyalarıyla birlikte ölmeli.”
Kitabı özetleyen tek bir cümle seçecek olsam bu cümleyi seçerdim. Eşinin ölümü ile birlikte yalnızlığa, tek başına hayatta kalmaya çalışan bir adamı okuyoruz. Ortak duygu durumundan dolayı yazılanları içselleştirdim ve çok beğendim.